KAMKİYA BESLAN ASTAMUR-İPA
KAMKİYA FATİMA GURAM-İPHA

Bu çalışmanın amacı, günümüz toplumunun kültürel durumunu inceleyen beşeri bilimler için günümüzün en güncel kavramlarından biri olan “kültürel kod” kavramını ele almaktır. Çalışmanın temelini, bu kavramın karmaşıklığına işaret eden “kültürel kod” tanımına yönelik disiplinler arası yaklaşımlar oluşturmaktadır. Yazarlar, Abhazya Cumhuriyeti Devlet Arması örneği üzerinden imge ve sembollerin dekonstrüksiyonu (yapı sökümü) ve rekonstrüksiyonu (yeniden inşası) parametrelerinde Abhaz gerçekliğine uyarlayarak, “kültürel kod” kavramının içeriksel yapısını ortaya koymakta ve bu armanın sosyal düzen ile ilerleme sembollerini nasıl somutlaştırdığını göstermektedir.
Araştırmanın sonuçlarına dayanarak yazarlar birkaç temel tez ve çıkarım sunmaktadır; özellikle de: toplumsal ilişkilerin hukuki düzenlemesinin gerekli alametleri; kültürel kod teorisinin insanın iletişimsel davranışına dair bağlamsal bir anlayış sağladığı, iletişim ile kültür arasındaki ilişkiyi sunduğu ve böylelikle birey ile sosyal bütünün, gelenekler ile yeniliklerin, özgürlükler ile yükümlülüklerin dinamik etkileşimi sayesinde hem bireysel insan potansiyelinin hem de kamusal/toplumsal yararın artış gösterdiği vurgulanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: hukuk sistemi, hukuki düzenleme, hukuk bilinci, “kültürel kod” kavramı, Abhaz Nart destanı, adalet, kültürel çevre, Abhazya Cumhuriyeti Arması.
Dünyadaki jeopolitik değişimlerin nedenlerinin merkezinde, birey ve toplumun pozitif gerilimiyle karakterize edilen, benzersiz iletişim ve adaptasyon yöntemlerini belirleyen medeniyet gelişiminin itici güçleri (impulsları) yer almaktadır. Bu bağlamda, Profesör A. Yu. Mordovtsev’in hukuk bilincinin yapısına ilişkin şu çıkarımı büyük önem taşımaktadır: 1) hukuki düşünce (hukuk bilincinin entelektüel kısmı); 2) hukuki değerler (hukuk bilincinin duygusal-entelektüel kısmı); 3) hukuki imgeler; 4) hukuki semboller [1]. Başka bir deyişle hukuk teorisinde, tarif edilen bu süreçler öyle bir karşılık bulmuştur ki; “hukuki imgeler” ve “hukuki semboller” gibi unsurların da dâhil edilmesiyle hukuk bilincinin yapısının genişletilmesi önerilmektedir.
Bizce, bir ülkenin ulusal hukuk sistemi ile hukuk bilincinin yapısı arasındaki bağ, kültürel kod tarafından belirlenmektedir. Dahası, hukuk bilincinin yapısal unsurlarının eksiksiz bir bütün oluşturması, ülkenin hukuk sistemini “canlandırma” yeteneğine sahiptir. Sadece hukuki-teknik araçların, kurumların ve resmi-hukuki hukuk kaynaklarının varlığı, işlevsel bir hukuk sistemi oluşturmaya tek başına yetmez. Nitekim bu durum, Rusya Federasyonu hukuk sisteminin Kıta Avrupası (Roma-Germen) hukuk ailesine aidiyeti üzerine yapılan bilimsel tartışmalarda da kendini göstermiştir. Hukuk sisteminin ve hukuk bilincinin bahsedilen bu unsurlarının – yani hukuki ideal, hukuki ideoloji, hukuki psikoloji, hukuki imge ve sembollerin – bir araya gelmesi, toplumsal düzenin bir parçası olan hukuk düzeninin onsuz düşünülemeyeceği o “pozitif gerilimi” yaratmayı amaçlar.
Post-Sovyet coğrafyasındaki hukuk oluşumu (yasama) süreçleri, temelde hukuki normların ve kurumların dışarıdan ödünç alınması (resepsiyonu) ile karakterize edilmiştir. Ancak kanaatimizce, hukuk oluşumunun mevcut gelişim aşaması, hukuki normların rasyonel bir şekilde bir ülkenin hukuk sistemine aktarılmasından ziyade, hukuki normların halkın kültürel kodundan türetilmesi ilkesine (yöntemine) öncelik verilmesini giderek daha fazla talep etmektedir. Bu çıkarım, her kültürün derin anlamlarının kavranmasının, aslında evrensel içeriğin izlerini görmeyi sağladığı gerçeğine dayanmaktadır. Örneğin, Abhazya Cumhuriyeti’ndeki modern anayasal düzenin bazı nitelikleri, Abhaz kültüründen ve özellikle de Nart Destanı’ndan türetilebilmektedir [2, 3, 4].
Hukuk teorisinde “hukuki düzenleme” kavramı, hukuki düzenleme mekanizmasının ve yapısının listelenmesi ve açıklanması yoluyla tanımlanır. Ancak bunlar, hukuki düzenlemenin yalnızca dışsal belirtileridir. Sadece hukuki-teknik araçların varlığı, bir hukuk sisteminin tam anlamıyla oluştuğu anlamına gelmez. Bize göre bu yetersizdir. Son zamanlarda, hukuk sistemlerini birbirinden ayırt etmek için “hukuki-teknik araçların ve kurumların varlığı” kriteri sıklıkla kullanılmakta ve bu sayede “hukuki olan” ile “hukuki olmayan” sistemler tespit edilmektedir. Ne var ki, Avrupa ülkelerinin hukuk sistemlerinde gelişmiş bir hukuki-teknik araçlar ağının varlığı, hukukun aşırı üretimi ve değersizleşmesi (devalüasyonu) sürecine engel olamamıştır. Bu sürecin sonucunda, hukuki norm yığınındaki yükümlülük ve yasakların aşırı artması nedeniyle hukuki özgürlükler daralmaya başlamıştır ki bu durum, hukuki düzenleme fikrinin özüne tamamen aykırıdır.
Dolayısıyla, sadece hukuki düzenleme kurumlarının ve yöntemlerinin varlığı, içerik bakımından gerçek bir “hukuki düzenleme”nin var olduğu anlamına gelmez ve onunla eş değer değildir. Dünyada kanunları, mahkemeleri, yasama ve kolluk kuvvetleri vb. olan, yani hukuki kurumları barındıran ancak gerçek anlamda hukuki düzenlemeden (ve dolayısıyla hukuk düzeninden) yoksun pek çok ülke vardır. Bu bağlamda, tıpkı bir hukuk normunu hukuk dışı bir normdan ayırmayı sağlayan nitelikler (dava edilebilirlik / justiciability) olduğu gibi, toplumsal ilişkilerin hukuki düzenlemesinin de temel niteliklerinin (belirtilerinin) tanımlanması gerektiğine inanıyoruz.
Bize göre, toplumsal ilişkilerin hukuki düzenlemesi için gerekli olan bu temel nitelikler şunlardır:
- Düzenlemenin, hak ve ödevlerin karşılıklılığı esasına dayanması;
- Düzenlemenin, kamu yararı ile özel çıkar arasındaki dengeden yola çıkması;
- Düzenlemenin, insan potansiyelini geliştirmeyi hedeflemesi.
Bu doğrultuda bizim anlayışımıza göre “hukukileşme”, toplumsal ilişkilerin genel bağlayıcılığının tanınmasını ifade eder. Bu tanınma süreci sadece (ve bazen de öncelikle) resmi-hukuki kaynaklar ve hukuki-teknik araçlarla değil; toplumsal düzenin ideal ve değerleri başta olmak üzere, toplumsal ilişkilerin “hukukileştirici temelleri” aracılığıyla gerçekleşir. Bu bakımdan Profesör S. N. Baburin’in “etik devlet” modelini temellendiren teorisi [5], tamamen gerçekçidir; toplumsal gelişimin ihtiyaçlarının doğasına ve insan potansiyelinin açığa çıkarılmasına cevap vermektedir.
Bilgi savaşları, kitlesel göçebelik (nomadizm), nüfusun küresel ölçekte marjinalleşmesi veya medeniyet kimliğinin kaybedilmesi; toplumsal ve siyasi krizlere, yani “organik olmayan (yapay) bir modernleşmeye” yol açmaktadır. Bu kriz dolu meydan okumalara verilen yanıt ise, kültürel metinlerdeki sembollerin içinde şifrelenmiş davranış kodlarının aranması olmuştur. Bir halkın “kültürel kodu”nun içeriği; toplumsal düzene, kamu ve özel çıkar dengesine, özgürlükler ile yükümlülüklerin karşılıklılığına dair hukukileştirici fikirleri de içerir. Toplumsal düzeni sembolize eden “kültürel kod”, toplumsal ilişkilerin hukukileştirici potansiyelini bünyesinde barındırarak bir hukuk kaynağı haline gelir. Kültürel kodun bu hukukileştirici temeli; toplumsal bütünün ve bireyin kamu-özel, geleneksel-yenilikçi, özgürlük-yükümlülük dengesine duyduğu ihtiyacın doğasında potansiyel olarak gizlidir.
Toplumsal düzen fikri, toplumun istikrarlı bir şekilde gelişmesi ve devletin varlığı için elzem olan özel adaptasyon ve iletişim yöntemleriyle mümkün kılınır. Bu bağlamda, “kültürel kod” kavramının kavramsal analizine başvurulması; Abhaz kültürünün güncel olgularını analiz edecek algoritmalar geliştirme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Bu olguların başında da, Abhazya Cumhuriyeti Arması’nda somutlaşan toplumsal düzen sembolleri gelmektedir. Yapılacak kavramsal analiz, bize “kültürel kod” içeriğinin siyasi-hukuki boyutunu, yani hukukileştirici bir temel olarak yönünü anlama fırsatı verecektir. Çalışmamızın amacı, imge ve sembollerin dekonstrüksiyonu (yapı sökümü) ve rekonstrüksiyonu (yeniden inşası) parametreleri çerçevesinde, modern Abhaz gerçekliğine uygulanmak üzere “kültürel kod” konseptinin içeriksel yapısını ortaya çıkarmaktır.
“Kültürel kod” kavramı, 20. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa bilim dünyasında R. Barthes ve U. Eco; Rus bilim dünyasında Yu. M. Lotman; Çin bilim dünyasında ise Zhao Yiheng ve Li Yucheng gibi araştırmacıların dikkatini çekmiştir [6]. Günümüzde kültürel kod araştırmaları, ünlü göstergebilimcilerin (semiyotikçilerin) öğrencilerinin çalışmalarında güncelliğini korumakta; bu çalışmalarda kültürel koda ilişkin doktrinel hükümler ve pratik yönler somutlaştırılmaktadır [2, 6, 7, 8].
Özellikle Çinli araştırmacıların ifade ettiği gibi kod; yalnızca “anlamın metne yerleştirilmesini” yöneten kurallar değil, aynı zamanda “yorumlama esnasında anlamın yeniden inşasını (rekonstrüksiyonunu)” yöneten kurallar olarak anlaşılmaktadır [6]. Metodolojik açıdan son derece önemli olduğunu düşündüğümüz bu anlayış (öneminden ötürü tekrarlamak gerekirse); kodun, hem anlamın metne “kök salması” sürecini denetlediği, hem de sembolden anlam çıkarma sürecini yönettiği anlamına gelir. Başka bir deyişle; her türlü bilgi taşıyıcı, metin, kanun tasarısı, kararname, talimat vb. üretim ve oluşturulma aşamasında kodlama yoluyla bir kontrolden geçer. Ardından alıcı (vatandaşlar, sosyal topluluklar ve halk), bunu teslim aldığında yorumlama ve kavrama sürecinde kod çözme (dekodaj) işlemini gerçekleştirir.
Luo Gang [9] ve Roland Barthes [10] da kültürel kodu, bir gösterge sisteminde (göstergebilimde) “gösteren” ve “gösterilen” arasındaki ilişkileri kontrol eden bir kural olarak tanımlar. Dolayısıyla kültürel kod; bilgiyi üreten kişinin, sözel ya da sözel olmayan metnin anlamına kültürel kodun emirlerini (imperatiflerini) dâhil ederek yola çıktığı; alıcının veya muhatabın (kodun sahibinin) ise bilgiyi aldığında, yine aynı kültürel kodun emirlerinin rehberliğinde metinden anlam çıkararak bilginin içeriğini çözdüğü anlamına gelir. Bir başka ifadeyle, bilgiyi gönderen kişi (yazar), alıcının metni çözerken aynı anlam ve içeriğe ulaşacağını hesaba katarak metni kodlar (şifreler). Çünkü bu süreçte her iki taraf da ortak ve tek bir kodla hareket etmektedir; bu da bilginin tek bir anlam ve içerikle alınmasının ön koşuludur. Toplumda sosyal açıdan önemli hedeflere ulaşılmasına yönelik toplumsal mutabakatın temelinde yatan etkili iletişim de tam olarak buradan doğar.
Abhaz Nart Destanı’nın göstergebilimsel (semiyotik) teori açısından incelenmesi; toplumun iç sosyal ve iç siyasi örgütlenme biçimine dair belirli bir kültürel kodu barındıran edebi metnin çözülmesini (kodunun açılmasını) sağlar. Abhazya Cumhuriyeti Arması’nda somutlaşan kültürel kodun belirli bir işlevi vardır: Kodun anlamı ve statüsü; armanın yaratılması, uygulanması ve algılanması süreçlerinde her zaman mevcuttur. Bu durum, toplumsal düzen anlamıyla donatılmış bir işaretler (göstergeler) sistemi olarak ele alınabilir. İletişimin bir şartı olarak sembol, alıcılar tarafından kültürel kodla ilişkilendirilerek yorumlanmalıdır. Dolayısıyla iletişim de, Abhazya Cumhuriyeti Arması’nda somutlaşan kültürel kodun bilinmesine ve anlaşılmasına dayanır.
Nart Destanı belirli bir kültürel çevrede yaratılmıştır; hayatta kalma, gelişme ve yaşamın evrimleşme biçimini, başka bir deyişle Abhaz halkının belirli bir coğrafyadaki yaşam faaliyetini yeniden üretir ki bu durum ulusal düşünce tarzına da yansır [3, 4, 11]. Sosyal pratikler içinde nesilden nesile sürekli mükemmelleşen destan, sosyalliğin doğasında organik olarak var olan “sürdürülebilir kalkınma” ihtiyacını yansıtır; düzensizliğe karşı durur ve “yok olmaya” karşı “var olmayı”, kaosa ve hiçliğe karşı düzeni sembolize eder.
Nart Destanı’nda yer alan ve Nart Sasrıkua’nın, karanlık ve soğuğa yakalanan kardeşlerinin yolunu aydınlatmak ve onları ısıtmak için gökyüzünden bir yıldız düşürdüğü olay örgüsü; Abhaz halkının hayatta kalma anlamını, yöntemini ve kurallarını bize bildirir. Abhazya Arması’nda sosyo-kültürel kod, bireyin toplumsal düzeni sağlamaya yönelik davranış biçiminde ifade bulan normatifliği (kural koyuculuğu) yansıtır. Bu bağlamda Abhaz kültürel kodu, toplumsal düzeni sağlama noktasında göstergebilimsel olarak anlamlandırılmış bir kültürel deneyim olarak anlaşılmaktadır.
Kültürel kod teorisi, insanın iletişimsel davranışına dair bağlamsal bir anlayış sağlar ve iletişim ile kültür arasındaki karşılıklı ilişkiyi ortaya koyar. Kültürel kodun şifresini çözmek suretiyle farklı sosyal grupların temsilcilerinin iletişim pratiklerini analiz etmeye ve daha kesin sonuçlara varmaya yardımcı olur ki bu durum, Abhazya nüfusunun çok etnikli ve çok dinli yapısı göz önünde bulundurulduğunda büyük bir önem taşımaktadır.
Kültürel kod hem sözel (verbal) hem de işaretlere dayalı (göstergesel) olabilir. Sözel ve sözel olmayan iletişimin anlamlarını aynı anda hem belirler hem de sınırlandırır. Tüm iletişim türleri için mesajı gönderenin de alanın da mesajı aynı koda göre kodlaması ve kodunu çözmesi gerektiği gerçeği kesin bir öneme sahiptir. Bununla birlikte, kültürel kod üzerine yapılan araştırmalarda şu sonuca varılmaktadır: Aynı kod sistemini paylaşmayan farklı gruplar arasındaki kültürel iletişimde, kodlama veya kod çözme süreci kültürel kuralların ihlal edilmesine yol açabilir; bunun sonucunda ise etkili iletişimi engelleyen “kültürel anlamsal (semantik) kaymalar” meydana gelir. Bu durum günümüz Abhaz toplumunda da kendini göstermektedir. Modern Abhaz toplumu; toplumsal ilişkilerin düzenlenmesinde çatışma potansiyeli, düşük düzeyde sosyal entegrasyon (bütünleşme), sosyal farklılaşma, parçalanma ve kutuplaşma (konfrontasyon) ile karakterize olmaktadır.
Etkili iletişim şu şekilde tanımlanır: “Mesajı gönderenin, fikrini kodlamak ve aktarmak için uygun araçları kullandığı, alıcının ise iletişimsel dengeyi koruyarak fikri anladığını gösterdiği bir iletişimdir. Etkili iletişim; aktarılan bilginin doğruluğunu, fikrin uygun şekilde kodlanmasını, doğru bilgi aktarım kanalının kullanılmasını ve mesajın alıcı tarafından doğru şekilde çözülmesini varsayar. Etkili iletişimde alıcı, fikri anladığını sözel veya sözel olmayan yollarla gösterir, ayrıca konuşmacılar arasında iletişimsel denge korunur” [12].
Modern insan için, küreselleşmenin getirdiği istikrarsızlık, sosyal anomi (kuralsızlık) ve devlet yönetim kaynaklarının tükenmesi sonucunda bilinç yapısında kültürel kodun bulunmaması veya bulanıklaşması gibi sorunlar güncel hale gelmiştir. Bu açıdan bakıldığında Abhaz toplumu için kültürel kodun sosyal hayata geri dönmesi, başka bir deyişle sembollerin içinde şifrelenmiş olan anlamların çözülmesi hayati önem taşır; çünkü bilgi alışverişi süreci büyük ölçüde kültürle bağlantılıdır. Kültürel kod, davranışlarımızı her yönden düzenler, değiştirir ve etkiler.
Bununla birlikte araştırmacılar; evrensel, ulusal, bölgesel, yerel ve bireysel olmak üzere kültürel kodların farklı düzeylerini ayırt etmektedir [6]. Bu durum Abhazya için de geçerlidir; burada da farklı düzeylerde kodların varlığı tespit edilebilir. Bu durum, ulusal düzeydeki bilgi alışverişi sürecini karmaşıklaştırmakta ve edinilen kodların farklılığından dolayı taraflı/nesnel olmayan bir iletişime yol açmaktadır. Ulusal (devlet) düzeyinde toplumsal düzeni tesis eden kültürel kodun çözülememiş (şifresinin açılmamış) olması, modern Abhazya koşullarında kendini göstermektedir. Bir dizi verilmiş/atfedilmiş (etnik, soy bağına dayalı) statü, daha büyük bir toplumsal bütün (ulusal) düzeyindeki etkili iletişimin önünde engel teşkil edebilmektedir.
Abhazya özelinde, toplumsal düzeni sembolize eden kültürel kodun, kanaatimizce Abhazya Cumhuriyeti Arması olduğuna inanıyoruz. Etkili iletişim; armanın içinde barındırdığı semboller (ilkeler) aracılığıyla gerçekleştirilebilir: ülkenin istikrarlı ve ilerici ulusal gelişiminin koşulları olarak kamu ve özel çıkar dengesi, geleneksel ve yenilikçi dengesi, bireysel özgürlük ile kolektif yükümlülüklerin karşılıklılığı. Abhazya Arması; kamusal yarara (kolektif çıkara) ulaşmanın ve insan potansiyelini (özel çıkarı) açığa çıkarmanın yollarını ortaya koyan bir kültürel kodun varlığını sergilemektedir.
Kültürel kod, sembollerin örgütlenme sistemidir. Bu bağlamda, Abhaz Nart Destanı’ndan bir olay örgüsünü sanatsal bir formda yansıtan Abhazya Cumhuriyeti Arması; sembollerin yapı sökümü (dekonstrüksiyon) ve yeniden inşası (rekonstrüksiyon) yöntemiyle kamu ve özel çıkarlar, bireysel özgürlük ve kolektif yükümlülük, gelenek ve yenilik arasındaki dinamik ilişkilerin karakterini açığa çıkararak, bir bütün olarak toplumsal düzenin kodu işlevini görür.
Abhazya Cumhuriyeti Arması’nda somutlaşan kültürel kod, aynı zamanda iktidar ve itaat ilişkilerini de yansıtır. Yönetenler ve yönetilenler arasındaki ilişkiler “başarı (edinim) ilkesine” dayanır – Nart Sasrıkua’nın eylemleri buna tanıklık etmektedir. Soyunu (halkını) ısıtmak ve yollarını aydınlatmak amacıyla bir yıldızı vurup düşürmenin kendisi, geleneksel Abhaz toplumu için alışılagelmiş bir durum değildir. Sasrıkua’nın eylemleri yaratıcı ve yenilikçi bir karakter taşır; sadece ışık ve ısının basit bir şekilde yeniden üretilmesinin ötesine geçer, geleneğin sınırlarını aşarak bir yenilik (inovasyon) teşkil eder. Göstergebilimsel yorumlama şu sonuçlara varmamızı sağlar: İlk olarak, toplum içindeki birey özgürdür, toplumsal bütün ona özgürlük tanır; ancak bu özgürlük mutlak değildir, kolektif yükümlülüklerle sınırlandırılmıştır. İkinci olarak, ışık ve ısının alışılmadık bir kaynaktan – kozmostan, yani bir yıldızdan – elde edilmesi, yeniliklerin tanınmasının bir sembolüdür; fakat yenilik, ancak kolektif çıkara hizmet ettiği ölçüde onaylanır. Bu durum, yenilikler aracılığıyla kamusal yarara hizmet etme arzusunun kendisinin de zamanla bir Abhaz geleneğine dönüştüğü sonucunu doğurur. Üçüncü olarak, semboldeki birleştirici unsur, kamusal ve bireysel çıkarların dengesinin olumlanmasıdır. Kamu ve bireysel çıkar arasındaki çelişkinin çözümü, birey ile kolektifin (toplumun) dinamik etkileşiminde bulunur. Birey, yüksek bir ideolojik-motivasyonel dürtüye – kamusal yarara hizmet etme bilincine – sahiptir; bu da bireyin kendi özgürlüğünü insan potansiyelinin gelişimiyle doldurmasına olanak tanır.
Böylece, birey ile toplumsal bütünün, gelenekler ile yeniliklerin, özgürlükler ile yükümlülüklerin dinamik etkileşimi sayesinde hem bireysel insan potansiyeli hem de kamusal/toplumsal yarar artış gösterir. Bu denge ve bireyin toplumla etkileşiminin karakteri, Abhaz kültürel kodunun toplumsal düzeni sağlayan nihai anlamını (sonucunu) oluşturur.
Abhazya Cumhuriyeti Arması’nda somutlaşan ve toplumsal düzen sembollerinin üçlemesini (triadını) simgeleyen Abhaz kültürel kodu; toplumsal ilerlemeyi ve insan potansiyelinin açığa çıkarılmasını garanti altına almayı sağlar. Bu sembol üçlemesi; istikrarsızlık, arkaikleşme (geriye gitme), otarşi (kendi kendine yetme/dışa kapalılık) ve kültürel kimlik kaybı gibi toplumsal bozulma (deformasyon) tehditleri karşısında halkın direnişinin ve hayatta kalma mücadelesinin tarihsel bir ifadesi olmuştur.
Sasrıkua imgesinden süzülen bir sonraki olay örgüsü, edinilmiş (başarıya dayalı) statü ile verilmiş (doğuştan gelen/atfedilmiş) statü arasındaki ilişkiyi belirlemeyi sağlar. Böylelikle Abhaz kültürel kodundan, verilmiş ve edinilmiş statülere dayanan bir adalet sembolü çıkarıyoruz. Nart Destanı’nın, verilmiş statüye sahip olan (yani Sataney Guaşa’dan doğan) 99 öz kardeş ile özel, sihirli bir şekilde doğan ve yüzüncü kardeş olan kan bağımsız bir kardeş arasındaki çatışmalı olay örgüleri (maceralar) üzerine kurulmuş olması tesadüf değildir. Destanın bizzat “99 Kardeş ve Nart Sasrıkua’nın Maceraları” olan adı da rastlantısal değildir. 99 kardeş sık sık zorluklar ve meydan okumalar yaratmış; Sasrıkua ise her seferinde sadece kendi başarıları ve yetenekleri sayesinde ailenin, toplumsal bütünün ve halkın tam haklara sahip bir üyesi olduğunu kanıtlamıştır. Aralarındaki çatışmalı durumların çözüm yolları aracılığıyla iki tür adalet kodlanır. Buradan hareketle, destanını yüzyıllar boyunca ilmek ilmek dokuyan halkın iki tür adaleti birbirinden ayırdığı anlaşılır: 1)Ahlaki adalet: Verilmiş statüye (köken ve soya) dayanan adalet; 2) Hukuki adalet: Edinilmiş statüye (eylemlere ve başarılara) dayanan adalet. Sonuncusu, 99 Nart kardeşin öz annesi ve adalet tanrıçası Themis’in bir prototipi olan Sataney Guaşa’nın, çatışmaları (anlaşmazlıkları) çözerken esas aldığı kuralın hukuki bir kural olması gerçeğinden türetilir. Bir norma, bir ilkeye dayanan karar, kökenden (soydan) bağımsızdır ve dava edilebilirlik (justiciability), yani hukuki olma niteliğine sahiptir. Burada halk yaratıcılığının, adaletin tesisinde önceliği kökene değil, eylemlere ve başarılara vererek böyle bir kültürel-hukuki kodu çatışmalı hikâyeler üzerinden şifrelediğini belirtmek önemlidir. Dolayısıyla destana şu yansımıştır: İki adalet türü rekabet ettiğinde, öncelik kökene göre olana değil, eyleme göre olana yani hukuki adalete verilir. Bu sayede hukuk fikri (ölçü fikri) hayata geçirilir. Halk bilinci; ahlaki adaletin (verilmiş statüden yola çıkan) eyleme dayalı adaletle (edinilmiş statüden yola çıkan) mücadelesi vasıtasıyla, yalnızca başarılara dayanarak hukuki adaleti ve eşitlik fikrini kodlamıştır.
Tüm bu anlatılanlar, Nart Destanı’nın, insanlığın hukuki eşitlik uğruna verdiği evrensel tarihsel mücadeleyi – imtiyaz (verilmiş statü ile bağlantılı) ile eşitlik (edinilmiş statü ile bağlantılı) arasındaki mücadeleyi – gösteren bir metin olarak benzersiz bir kültürel anıt olduğunu özetlememizi sağlar. Edinilmiş statünün verilmiş statüye olan üstünlüğü, şu Abhaz atasözlerinde de açıkça görülmektedir:
- İnsandan ziyade (verilmiş statü), insanlık (edinilmiş statü) daha yücedir.
- Hayırlı evlat halka aittir (edinilmiş statü), hayırsız evlat ise babaya (verilmiş statü).
- Büyüğün (yaşlının) statüsü yaşla değil, daha çok gören, dolayısıyla daha çok bilen/idrak eden ile belirlenir.
- Onur, saygınlık ve başarılar miras kalmaz.
Bu kültürel kodun işleyişine bir başka örnek olarak, Abhaz halkının ulusal kurtuluş hareketi dönemi gösterilebilir; o dönemde edinilmiş statü (başarılar) halkı tek bir bütün, tek bir halk, tek bir sosyal-siyasi güç haline getirmiş ve başarılara dayalı olarak birleşen siyasi bir topluluk ortaya çıkmıştır. Ancak savaş sonrası dönemde, Abhazya Cumhuriyeti’nin siyasi sistemi farklı bir varyanta, yani verilmiş (atfedilmiş) statü ilkesine göre şekillenmeye başlamıştır. Kültürel kodun kodlanması ve kodunun çözülmesi, verilmiş (soy bağı) ilkesinin etrafında kendiliğinden gerçekleşmiş ve bu durum kriz olgularını beraberinde getirmiştir. Bunun sonuçlarını sosyal ayrışma (diferansiyasyon) süreçlerinin güçlenmesinde görmekteyiz; zira daha ziyade “verilmiş kod” çalışmaya başlamış, bu da kendini akrabalık, sülale (patronimi) gibi sosyal olgular ve ilgili pratikler aracılığıyla, yani verilmiş statünün mutlaklaştırılması şeklinde göstermiştir. Bunun sonucunda toplumsal bütün; ilgili sülalelere, kabilelere ve etnisiteye kadar daralmıştır. Bu kodun işleyiş mantığı, “kendinden olanı” ele vermemek, köken olarak “kendinden olana” güce, iktidara ve nimetlere ulaşmada yardımcı olmaktan ibarettir. Böylece, toplumsal düzenin ve ilerlemenin sembolü olan kültürel kod (verilmiş ve edinilmiş statülerin dengesi), tek bir unsurun – verilmiş olanın – lehine yapı sökümüne (deformasyona) uğramıştır. Bu ilke, toplumsal bütünün daralmasına ve sosyal çevrede kutuplaşmaya yol açmaktadır.
Oysa toplumsal örgütlenmenin ve toplumsal düzenin edinilmiş (başarıya dayalı) ilkesi, toplumsal bütünü genişletme yeteneğine sahiptir. Nitekim savaş sonrası dönemde, ulusal kurtuluş hareketindeki ortak başarı sayesinde, Abhazya’daki tüm etnik gruplar arasında Abhazca öğrenmenin prestijli hale gelmesi bunun somut bir göstergesiydi. Benzer süreçleri post-Sovyet coğrafyasındaki birçok cumhuriyette de gözlemliyoruz; buralarda verilmiş statü mutlaklaştırılmakta ve bu durum istikrarsızlığa, kutuplaşmaya, sosyo-politik krizlere yol açmaktadır. Çıkış yolu; edinilmiş statü zararına yapılan verilmiş statü mutlaklaştırmasının aşılmasında ve Abhazya Cumhuriyeti Arması’nda, Nart Sasrıkua imgesinde saklı olan kültürel kod ilkesi uyarınca, verilmiş ve edinilmiş statülerin dengesinin yeniden kurulmasında görülmektedir.
KAMU HUKUKUNUN İÇERİĞİ, SORUNLARI VE GELİŞİM EĞİLİMLERİ
Böylece, Abhazya Cumhuriyeti Arması’nda somutlaşan kültürel kod, görsel-ifadesel bir sanatsal formda karşılık bulmakta ve içinde; kamu ile bireysel (özel) çıkarlar, geleneksel ile yenilikçi unsurlar, bireysel özgürlükler ile toplumsal yükümlülükler arasında dengeyi sağlayan etkili bir siyasi düzen sembolü de dâhil olmak üzere bir dizi sembolü barındırmaktadır.
Kaynakça
- Apolskiy, E. A. (2023). Medeniyet yönelimleri arayışı koşullarında Rus ulusal hukuk bilincinin yapısı. S. Yu. Witte Moskova Üniversitesi Bülteni. Seri 2: Hukuk Bilimleri, 4 (40), 5–10. [Elektronik kaynak]. URL: https://cyberleninka.ru/article/n/struktura-rossiyskogo-natsionalnogo-pravosoznaniya-v-usloviyah-poiska-tsivilizatsionnyh-orientirov?ysclid=m7vjw4fb2h37130502 (Erişim tarihi: 04.03.2025).
- Drobişev, A. V. (2024). Beşeri bilimlerde evrensel bir metodolojik araç olarak “kültürel kod” kavramı. Çelyabinsk İnsani Bilimler Dergisi, 2 (67), 32–45. DOI: 10.47475/1999-5407-2024-67-2-32-45. EDN: BZBCWW ve diğerleri.
- Kamkiya, F. G. (2005). Siyasi-hukuki idealin oluşumu ve gerçekleştirilmesi sürecinde altyasal (enfralegal) olgular. Modern Rus Mevzuatında Siyasi-Hukuki İdeal Bilimsel-Pratik Konferans Bildirileri (10–11 Ekim 2005, Soçi–Rostov-na-Donu), (Ed. Prof. D. Yu. Şapsugov). Rostov-na-Donu: SKAGS Yayınları, ss. 66–72.
- Kamkiya, F. G. (2014). Abhazya hukuk sisteminin özellikleri sorununa dair. Rusya Halkların Dostluğu Üniversitesi Bülteni. “Hukuk Bilimleri” Serisi, 2, 83–93.
- Baburin, S. N. (2023). Ahlaki Devlet. Anayasal Değerlere Rus Bakışı: Monografi. (Önsöz: İ. M. Ragimov). Moskova: Norma, 536 s.
- Menmen, Yuan. (2022). Modern Çin göstergebiliminde “kültürel kod” kavramının anlaşılması. Omsk Devlet Pedagoji Üniversitesi Bülteni. İnsani Araştırmalar, 1 (34), 33‒37. [Elektronik kaynak]. URL: https://cyberleninka.ru/article/n/ponimanie-kontsepta-kulturnyy-kod-v-sovremennoy-kitay-skoy-semiotike?ysclid=m7pta8uqqg317531453 (Erişim tarihi: 24.02.2025).
- Simbirtseva, N. A. (2016). Bir kültüroloji kategorisi olarak “kültür kodu”. Bilgi. Anlayış. Beceri, 1, 157–167. DOI: 10.17805/zpu.2016.1.12. EDN: VSBNCJ.
- Hudoley, N. V. (2017). Ulusal kültür kodu ve bunun atasözleri, deyimler ve klasik edebi metinlerdeki güncelliği. Rusya Halkların Dostluğu Üniversitesi Bülteni. Seri: Eğitim Sorunları: Diller ve Uzmanlık, Cilt 14, Sayı 4, 643–653. DOI: 10.22363/2312-8011-2017-14-4-643-653. EDN: ZXVZKP.
- Lo Gan. (1994). Anlatıbilime Giriş [Introduction to Narratology]. Yunnan Halk Yayınevi, 322 s.
- Barthes, R. (2003). Günümüzde Mitoloji; (Fransızcadan çev.). Moda Sistemi. Kültür Göstergebilimi Üzerine Makaleler. Moskova: Sabaşnikovlar Yayınevi, 512 s.
- Kamkiya, F. G. (2008). Nart Destanı’nda hukuk düzeni anlayışları. Abhazya Devlet Üniversitesi Çalışmaları. Suhum: AGU, ss. 243–250.
- Gonçaruk, E. Yu. (2014). Etkililik derecesine göre iletişim analizi. Çelyabinsk Devlet Üniversitesi Bülteni, 26 (355). Filoloji. Sanat Tarihi. Sayı 93, 30–33. [Elektronik kaynak]. URL: https://cyberleninka.ru/article/n/analiz-kommunikatsii-po-stepeni-ee-effektivnosti?ysclid=m7pzz6f066132629783 (Erişim tarihi: 24.02.2025).
References (İngilizce Kaynakça Bölümü)
- Apolsky E. A. The structure of the Russian national legal consciousness in the context of the search for civilizational landmarks //Bulletin of the S. Y. Witte Moscow University. Series 2: Legal Sciences. – 2023. – No. 4 (40). – Pp. 5–10 [Electronic resource]. – URL: https://cyberleninka.ru/article/n/struktura-rossiyskogo-natsionalnogo-pravosoznaniya-v-usloviyah-poiska-tsivilizatsionnyh-orientirov?ysclid=m7vjw4fb2h37130502 (accessed: 03/04/2025).
- Drobyshev A. V. The concept of “cultural code” as a universal methodological tool in the humanities / A. V. Drobyshev // Chelyabinsk Humanities. – 2024. – № 2(67). – Pp. 32–45. – DOI 10.47475/1999-5407-2024-67-2-32-45. – EDN BZBCWW.
- Kamkia F. G. Infra-legal phenomena in the process of formation and realization of the political and legal ideal / Mathematical scientific and practical conference “Political and legal ideal in modern Russian legislation” (October 10–11, 2005, Sochi–Rostov-on-Don) / edited by Prof. D. Y. Shapsugov. – Rostov-on-Don: SKAGGS Publishing House, 2005. – Pp. 66–72.
- Kamkia F. G. On the issue of the peculiarities of the legal system of Abkhazia // Bulletin of the Peoples’ Friendship University of Russia. The series “Legal Sciences”. – 2014. – No. 2. – Pp. 83–93.
- Baburin S. N. The moral State. The Russian view on the values of constitutionalism: a monograph / preface by I. M. Ragimov. – Moscow: Norma, 2023. – 536 p.
- Mengmeng Yuan. Understanding the concept of “cultural code” in modern Chinese Semiotics // Bulletin of Omsk State Pedagogical University. Humanitarian studies. – 2022. – No. 1 (34). – Pp. 33–37 [Electronic resource]. – URL: https://cyberleninka.ru/article/n/ponimanie-kontsepta-kulturnyy-kod-v-sovremennoy-kitayskoy-semiotike?ysclid=m7pta8uqqg317531453 (accessed: 02/24/2025).
- Simbirtseva N. A. “Code of culture” as a cultural category / N. A. Simbirtseva // Knowledge. Understanding. Ability. – 2016. – No. 1. – Pp. 157–167. – DOI 10.17805/zpu.2016.1.12. – EDN VSBNCJ
- Khudolei N. V. The national code of culture and its actualization in proverbs, sayings and classical literary texts / N. V. Khudolei // Bulletin of the Peoples’ Friendship University of Russia. Series: Educational issues: languages and specialty. – 2017. – Vol. 14, No. 4. – Pp. 643–653. – DOI 10.22363/2312-8011-2017-14-4-643-653. – EDN ZXVZKP
- Lo Gan. Vvedenie v narratologiyu [Introduction to Narratology]. Yunnan People’s Publishing House, 1994. ‒ 322 p.
- Barth R. Mythology today; translated from French / R. Barth // The fashion system. Articles on the semiotics of culture. ‒ Moscow: Publishing House named after Sabashnikov, 2003. – 512 p.
- Kamkia F. G. Ideas about the legal order in the Nart epic // Proceedings of the Abkhazian State University. – Sukhum: ASU, 2008. – Pp. 243–250.
- Goncharuk E. Y. Analysis of communication by the degree of its effectiveness // Bulletin of the Chelyabinsk State University. – 2014. – № 26 (355). Philology. Art history. Issue 93. – Pp. 30–33 [Electronic resource]. – URL: https://cyberleninka.ru/article/n/analiz-kommunikatsii-po-stepeni-ee-effektivnosti?ysclid=m7pzz6f066132629783 (accessed: 02/24/2025).
Related Posts
APSUARA
GÜRCÜ-ABHAZ SAVAŞI’NIN BAŞLANGIÇ SÜRECİNDE (1992-1993) ULUSLARARASI TOPLUMUN SİYASİ STRATEJİSİ ÜZERİNE
