Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisini Destekleyen Yeni Veriler
21 mins read

Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisini Destekleyen Yeni Veriler

ABHAZYA BİLİMLER AKADEMİSİ
ABHAZ D.İ.GULİA BEŞERİ ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ

ABHAZ ARAŞTIRMALARI

Arkeoloji
Tarih
Etnoloji

Sayı
XII

Sohum
2022


D. А. Kandelaki

Bu makale, yazarın Abhazların etnogenezinin (etnik kökeninin) ilk aşamalarındaki bazı sorunları yeniden incelemesine neden olun koşullar sonucunda kaleme alınmıştır. Özellikle Abhaz tarih yazımında göç ile ilgili hipotezler ve teorileriyle ilgili fikirler hâlâ hâkim olmaya devam etmektedir. Bu süreçlerin kronolojisi sorununu bir kenara koyarsak, tüm bunları şöyle özetleyebiliriz2. Bölgemizin etnogenetik tarihinin erken aşamaları, eski nüfusun Küçük Asya ve Batı Asya’nın yakın bölgelerinden, Kafkasya Karadeniz, Batı Transkafkasya ve Kuzeybatı Kafkasya’ya sınırlarına Batı Kafkasya dillerinin taşıyıcılarını getiren belli bir göç süreci şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu hipotezleri ve teorileri desteklemek için, eski doğu yazılı geleneğinde kaydedilen bazı kadim dil ve halkın akrabalığına ilişkin bilgiler, çok çeşitli kültürel ve arkeolojik veriler, folklor ve mitolojik örnekler ve paralellikler verilmektedir. Bu süreçleri bir nevi yerli göç modelinin bakış açısından değerlendirmeye çalışmak da sorunu çözmüyor3. Bütün bu görüşler, 20. yüzyılın Doğu ve Kafkas araştırmalarına kadar uzanan uzun bir tarih yazımı geleneğine dayanmaktadır4. Bu süre zarfında, karşılaştırmalı tarihsel dilbilimin yanı sıra arkeoloji, antropoloji, doğu araştırmaları ve daha sonra genetik ile ilgili kapsamlı bilgi toplanmış ve bu bilgiler Batı Kafkasya bölgeleri ile eski Yakın Doğu arasında gerçekten çarpıcı benzerlikler ve paralel temasları göstermiştir. Ancak son zamanlarda toplanan veriler, yazarı, Abhazların etnogenezinin ilk aşamalarında etnogenetik bir katmanını oluşturan Kafkasya Karadeniz bölgesinin eski nüfusunun ortaya çıkış sorununa yeni bir bakış açısı getirmeye yöneltmiştir. Şimdilik, yazarın yorumuna göre “derin otoktonizm” ve “yerel etnogenetik dinamikler modeli” olarak tanımlanan varsayımsal modelleri ele almaktadır. Bunların özü şudur. “Derin otoktonizm”, etnik kökenin derin bir kronolojik seviyesi fikrine, “yerel etnogenetik dinamikler modeli” ise, etnogenetik sürecin, yerinde kadim Batı Kafkas etnogenetik bir topluluğun oluşmasıyla sonuçlanan ayrı etnogenetik özelliklerin sürekli kristalleşmesi fikrine dayanmaktadır. Böylece, yazarın yeni bir etno-dilbilimsel kitlenin bir nevi “hazır” şekilde göçü iddiasını reddettiği açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu etnogenetik senaryoyu kronolojik dinamikler içinde değerlendirmeye çalışalım. Karşımıza çıkan ilk soru, Doğu Karadeniz bölgesinde etnogenetik süreçlerin “işleme başladığı” zamandaki kronolojik alt sınırın belirlenmesidir. Etnogenetik süreçlerin başlangıcının kronolojik sınırı nerede? Kuşkusuz böyle bir kronolojik sınır, anatomik olarak modern insanın ilk temsilcilerinin buraya nüfuz ettiği, Üst Paleolitik döneme işaret eden dönem olmalıdır. Genel kronolojik çerçevede Abhazya’da ortaya çıkışı yaklaşık 40- 35 bin yıl öncesine denk gelmektedir. 32 bin yıllık öncesiyle tarihlenen Apiança mağarasının Üst Paleolitik katmanlarından elde edilen radyokarbon verileri de bu kronolojik aralıkla örtüşmektedir5. Kuşkusuz, buraya, Karadeniz bölgesine gelen anatomik açıdan modern insan popülasyonları, etnogenetik özelliklerin ayırt edilebildiği belirli bir etnik ve kültürel nitelikleri taşımış olup, bu popülasyonlarda antik çağın etnogenetik unsurların prototiplerini görebiliriz. Bu popülasyonlar, sürdürülebilir ekonomik ve kültürel faaliyetler kompleksinin oluşturulduğu belirli coğrafi bölgeleri geliştirmiştir. Nispeten istikrarlı, etnogenetik alansal lokusları oluşturdular. Bu “lokusları” veya “yığınları” kendi sınırları içinde tutan ana faktörler, her biri tarafından iletişim mekanizması, yani dillerle tespit edilerek geliştirilen ortak yaşam modeliydi. Dolayısıyla bu kadar eski dönemler için bile etnogenetik süreçlerden söz edebiliriz. Böylece Doğu Karadeniz bölgesinin Üst Paleolitik dönemi için belirli yerel etnogenetik birlikteliklerin var olduğu sonucuna varabiliriz. Coğrafi bölgelere bağlı alansal birlikleri oluşturan topluluk gruplarından oluşmaktaydı. Elbette bin yıllara yayılan Üst Paleolitik dönem için nüfus durgunluğundan (hareketsizliğinden) söz etmek mümkün değildir. Tüm süreç boyunca, bazen farklı genetik yapıdaki eski grupların sürekli göçleri ve yeniden yerleşimleri yaşanmıştır. Ancak bu, herhangi bir bölgesel demografik alanın olduğu ve bir zamanlar Üst Paleolitik’te Kafkasya Karadeniz bölgesini iskân eden nüfusun, daha sonraki Mezolitik ve Neolitik dönemlerin nüfusunun genetik bir devamı olduğu anlamına gelmemektedir. Antropolojik veriler de burada, Karadeniz bölgesinde, antik Üst Paleolitik proto-Avrupa, proto-Akdeniz antropolojik ırksal gövdesinin mirası olarak Üst Paleolitik ve Mezolitik nüfusla fiziksel devamlılığın bulunduğunu ve istikrarlı bir şekilde korunduğunu doğrulamaktadır. Bu morfolojik özellikler dizisi, Abhaz-Adige topluluğunun modern temsilcileri arasında Pontik (Karadeniz) antropolojik tip olarak iyi bilinmektedir. Pontik (Karadeniz) antropolojik tip dışarıdan bir yerden gelmemiştir, bazı uzmanların savunduğu gibi doğrudan Üst Paleolitik tipteki popülasyonun devamıdır6. Böylece, etnogenezdeki antropolojik veriler gibi önemli bir etnogenetik belirteç, Abhazların ve genel olarak Abhaz-Adıge topluluğunun temsilcilerinin antropolojik olarak modern nüfusunun doğrudan Doğu Karadeniz bölgesinin Üst Paleolitik sakinlerinin ilk neslinin fiziksel devamı, yani genetik olarak ahfatları olduğunu açıkça göstermektedir. Dolayısıyla antropolojik veriler gibi önemli bir özellik, “derin otoktonizm” teorisiyle tamamen örtüşmektedir.

Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisi

Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisi

Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisi

Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisi

Abhazların etnogenezi

Abhazların etnogenezi

Abhazların kökeni

Abhazların kökeni

Abhazların etnik kökeni

Abhazların etnik kökeni

Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisi

Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisi

Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisi

Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisi

Abhazların etnogenezi

Abhazların etnogenezi

Abhazların kökeni

Abhazların kökeni

Abhazların etnik kökeni

Abhazların etnik kökeni

Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisi

Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisi

Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisi

Abhazların Otoktonik Etnogenez Teorisi

Abhazların etnogenezi

Abhazların etnogenezi

Abhazların kökeni

Abhazların kökeni

Abhazların etnik kökeni

Abhazların etnik kökeni

Doğu Karadeniz bölgesindeki söz konusu eski Üst Paleolitik popülasyonun taşıyıcılarının dilsel yapısı ile ilgili yorum yapmak güçtür. Üst Paleolitik dillerin daha geç dönemde devamını aramalıyız yoksa burada devamı yok muydu? Cevap büyük ihtimalle kesin olmayacaktır. Mevcut bilgi düzeyimizde, yalnızca şunu söyleyebiliriz- Üst Paleolitik dönem için, nispeten sınırlı bir alanda, bazen birbiriyle tamamen bağlantılı olmayan “Üst Paleolitik dil polimorfizminden” söz edebiliriz. Demek ki, o dönem, coğrafi olarak tamamen farklı bir dil alanında tezahür eden diğer dil grupları ve dil ailelerinin bulunmasıyla tanımlanabilir. Ancak bu, eski Üst Paleolitik sakinlerin dillerinden tam bir dilsel kopuş anlamına gelmemektedir. Üst Paleolitik çağın dilsel örtüsü zamanla silinmiş olsa da müteakip dönemlerde çok az katmanla, belirli kalıntılarla- “parıltılarla” korunmuştur. Üst Paleolitik çağda, henüz sosyal ve demografik önkoşulların bulunmadığından, diller henüz kesin olarak tanımlanmış herhangi bir bölgesel oluşuma dönüşmemiş, aşırı polimorfizmle tanımlandığı tartışılmaz olup, proto-Batı Kafkas dillerle bir şekilde benzer olan eski dillerin yapısının izlerini belirlemek henüz mümkün görünmemektedir. Doğu Karadeniz bölgesindeki nüfusun daha sonraki etnogenetik evrimi sürecinde bir dönüm noktası, Holosen dönemidir. “Neolitik”, daha doğrusu “Mezoneolitik”, “Erken Holosen” devrimi döneminde tüm yaşam sisteminde köklü bir kırılma meydana gelmektedir7. İhtiyofauna (balık faunası) kaynaklarının kullanımının artmasıyla birlikte verimli tarımcılık ve hayvancılık ekonomisinin ortaya çıkması, geçim stratejisinde, yerleşim şekli ve yerleşim sistemleri modelinde bir değişikliği yol açmıştır. Neolitik ekonominin yaratıcıları, dağ etekleri, nehir vadileri ve verimli alüvyonlu kıyı ovaları gibi ekolojik açıdan en esnek alanlara yavaş yavaş hâkim olmaya başlamıştır. Bu tür ekolojik adaptasyon modeli, Doğu Karadeniz bölgesinin, bin yıllar sonra tüketim ekonomisinden üretime geçen eski Üst Paleolitik ve Erken Mezolitik nüfusun ahfatlarının taşıdığı dillerin yeniden yapılandırılmış proto-dilsel durumlarına ve gerçekliklerine yansımıştır. Abhaz-Adıge topluluğunun mevcut temsilcileri olan nesillerin dillerinin kültürel ve doğal sözlüğünde gözlemlenen işte bu süreçlerdir. Dolayısıyla Neolitik döneme denk gelen üretim ekonomisinin genel olarak şekillendiği dönemde, Karadeniz bölgesine, özellikle boş arazilere dışarıdan yeni bir nüfusun topyekûn göç ve iskân etmesi söz konusu olamaz. Tekrar belirtmek gerekirse, Neolitik kültürün yaratıcıları, Karadeniz bölgesinin ilk Üst Paleolitik yerleşimcilerinin ahfatları olduğu tartışılmazdır. Benzer doğa koşullarında neolitikleşme süreci, birbirine benzer Doğu Karadeniz’in Anadolu ekolojik nişleri ve Kafkasya’yı kapsayan benzer modellere sahipti. Antik nüfusun söz konusu ortak adaptasyon senaryosunu gerçekleştirdiği bölgesel merkez, Doğu Karadeniz sığınak bölgesiyle örtüşen Kolhis jeobotanik bölgesiydi8. Elbette, yukarıda yazar tarafından açıklanan yerel etnogenetik dinamiklerin tahmini modeli, geç Mezolitik ve erken Neolitik dönemlerin dilsel olarak ilişkili nüfus gruplarının antik dilsel tablosunun nasıl oluştuğunu anlamaya ışık tutabilir. Açıklanan modele göre, paralel ilerleyen dilsel genetik süreç aslında Abhaz-Adige veya daha doğrusu Batı Kafkas diller ailesini oluşturan gelecekteki dillerin görünümünü netleştiren benzer bir modele sahipti. Dolayısıyla bu diller aslında hiçbir yerden gelmeyen dil kalıntıları ve yerel olarak gelişen dillerin evriminin bir ürünüdür. Bu bağlamda özellikle bir hususun üzerinde durulması gerekmektedir. Yazar, uzmanların etnogenez modelini sıklıkla kalıtımsal olarak ele aldıklarını belirtmektedir. Hemen belirtelim ki, yazarın yorumunda yer alan “yerel içi etnogenetik dinamikler modeli”, Abhaz-Adıge topluluğunun etnogenezinin, genellikle grafiksel olarak kalıtımsal dil ağaçlarında gösterildiği gibi bir proto-dil gövdesinin ayrı bir dalı şeklinde ayrılma süreci olarak algılandığı bu kalıtımsal modeli reddetmektedir. Abhaz-Adige topluluğunun etnogenetik süreci böyle gelişmemiştir. Dil ağacı, Abhaz-Adıgelerin etnogenezi sürecinde, coğrafi olarak ayrılma döneminde gelecekteki belirli yerel grupların filizlenme sürecinin olduğu, gelecekte sanki Abhaz-Adige dillerinin sayısız halkalarının geliştiği şeklinde gerçek bir tablo çizmemektedir. Bu süreç tamamen farklı, tek coğrafi bölgede benzer lehçelerin ve dillerin birinden diğerine kademeli geçişi ile dilsel bir coğrafyanın oluştuğu kademeli dilsel geçiş süreci gibi gelişmiştir. Ancak bunlar ortak bir atadan ayrılmak suretiyle oluşmadılar, aksine, ortak Karadeniz bölgesinin bağımsız alt bölgelerindeki nüfusun yakınlaşması ve yakın temasları yoluyla saflaşarak oluşmuştur. Böylece, bu bölge sınırlarında Batı Kafkasya etnogenetik ve etnodilsel topluluğunun oluşum merkezine karşılık gelen tek bir etnogenetik bölgesel kavisin oluşma süreci yaşanmıştır9. Bu Batı Kafkasya etnogenetik kazanına çekilerek, belirli yabancı grupların düzeylenme, Batı Kafkas topluluğunun gelecekteki bölünme ve dallarının özelliklerinin net olarak ortaya çıkmaya başladığı, nispeten homojen lehçeler ve proto-dil gruplarından oluşan tek bir alanın oluşumuyla kademeli olarak yakınlaştığı ve bütünleştiği süreçler yaşanmıştır. Bu bölgede, örneğin gelecekteki Abhaz-Adige dillerinin atası olabilecek herhangi bir daha eski dilleri tespit etmek imkansızdır. Örneğin, Batı Kafkas çevresinin dilleri arasında kronolojik olarak en kadim olduğu yönündeki yanlış tespitle Hatti dilinin bu dillerden biri sayılması. Hattiler Galis nehri havzasında ve kısmen Karadeniz’in Anadolu kıyısında yaşarken, aynı zamanda akraba oldukları Abhaz-Adıge halkları da Kafkasya’nın karşı kıyısında yaşıyordu. Böylece, uzun yıllardır Abhaz-Adigelerin güneyden kuzeye göçü yönünde önemli bir argüman olan Hattilerin, ata grubu değil, yalnızca akraba komşular olduğu ve hiçbir şekilde Abhaz-Adigeleren daha eski olmadığı ortaya çıkmıştır10. Bilimde sıklıkla abartılan bir diğer tez ise, Hitit ve Asur yazılı kaynaklarında Abhaz-Adigelerin Kafkasya’nın güneyindeki varlığının ve daha sonra kuzeye göçlerinin önemli bir kanıtı olarak kaydedilen Kaska ve Abeşla kabileleri ile ilgili tezlerdir. Bu tez eleştiri konusu bile olamaz. “Abaşla” etnonimi açısından, eski Doğu yazılı kaynaklarında kaydedildiği gibi Abhaz-Adige etnik grubu temsilcilerinin güney yönünde yoğun askerî kampanyalarının kanıtı olarak yorumlanabilir. Benzer bir örnek olarak, Kafkasya’nın güney çevresinde, özellikle Çildyr görü yakınında, daha geç dönemlerde Karadeniz Geniohlarının kabile adının açıkça gözlemlendiği “İganieh” kabilelerinin bulunduğuna dair bilgilerin kaydedildiği Urartu yazılı kaynakları gösterilebilir. Kaskalara gelince, cevap çok basit: Proto-Adıge, Proto-Ubıh, Proto-Abhaz ve Proto-Hatti gruplarının yanı sıra, bu da Güney Karadeniz bölgesinde oluşan, yani ortak Batı Kafkasya etnogenetik kavisin güney çevresini işgal eden Batı Kafkas topluluğunun bir parçası olan Kaska grubudur. Ancak daha sonra, askeri-politik etkinliğinin başlangıcında, söz konusu yerlilerle ilk kez MÖ 17. yüzyılda karşılayan Hititler olarak tanınmaya başlanmıştır. Böylece, bu makalenin yazarı bir ön kavram olarak aşağıdaki sonuçları çıkarmaktadır:

1. Abhazlar, dilsel sınıflandırmada Kuzey Kafkas dil ailesinin Abhaz-Adige dil grubuna karşılık gelen Batı Kafkas etnogenetik topluluğu bünyesindeki etnogenetik kalıntıdır. Bu etnogenetik topluluk “Doğu Karadeniz” veya “Doğu Pontus” olarak adlandırılabilir.

2. Batı Kafkasya etnogenetik topluluğu yerinde oluşmuş ve coğrafi olarak eski oluşumunun gerçekleştiği doğal sığınak olan Doğu Karadeniz ile örtüşmektedir.

3. Batı Kafkasya topluluğu, etnogenetik oluşum sürecinin belirli grupların coğrafi olarak ayrılma süreci olarak düşünüldüğü belirli halkaların farklılaşması yoluyla değil, yerel değişimler ve kademeli olarak etnogenetik özelliklerin biriktiği aşamalı evrim yoluyla oluşmuştur.

4. Batı Kafkas topluluğunun oluşum sürecinin devam ettiği Doğu Karadeniz bölgesi, herhangi bir kitlesel göç almamış, demografik karışıklık ve bölgesel ıssızlaşma yaşanmamış, yani topyekûn nüfus değişimi ve özellikle boş bölgelere, örneğin güneyden, Anadolu’dan veya kuzey Mezopotamya’dan yeni bir nüfusun gelişi olmamıştır.

5. Yazarın “Doğu Karadeniz etnogenetik kavisi” olarak tanımladığı Anadolu’dan Kafkasya’ya kadar Doğu Karadeniz bölgesinde topluluğun uzun zamana yayılan evrimi sürecinde, belirli merkezlerinde Batı Kafkasya topluluğunun belirli kollarının: Galis nehri havzasında Hattiler; Anadolu’nun Karadeniz kıyısında Kaskalar; Kolhis ovası ve Karadeniz kıyısında Abhaz; daha kuzeyde, Kafkasya’nın Karadeniz kıyısı ve Kuban nehri havzasına kadar Ubıh ve Adige kollarının kronolojik olarak eşzamanlı oluşum süreci devam etmiştir.

6. Kuşkusuz, Batı Kafkasya etnogenetik topluluğunun tarihsel olarak kaydedilmemiş başka grupları da varlık göstermiştir, dolayısıyla onu ayrı bir dil ailesi olarak değerlendirebiliriz.


KAYNAKÇA

[1] Kandelaki David Avtandilovich, Abhazya Bilimler Akademisi Abhaz D.İ.Gulya Beşeri Araştırmalar Enstitüsü Tarih Bölümü araştırma görevlisi. Pitsunda arkeolojik müzesinin baş emanetçisi.

[2] Kronoloji sorunu bu çalışmanın kapsamını aşacaktır ve ayrı bir özel araştırmayı gerektirmektedir. 

[3] Fedorov Y.A. Geç Neolitik çağda Batı Kafkasya ve Batı Asya’nın etno-kültürel bağlantıları // Moskova Devlet Üniversitesi Bülteni. Tarih serisi. 1973. № 5. S.57-58; Şakrıl K.S. Abhaz-Adige halklarının etnogenezi sorusu üzerine “AdNIYALI bilimsel notları”. C.IV. -Krasnodar, 1965

[4] Bgajba O. H. Abhazların etnik tarihinin erken aşamaları. Kitap: Abhazlar. – M., 2009. S. 57-58; İnal-İpa Ş.D. Eserleri. Cilt III. Abhazların etnokültürel tarihine ilişkin sorular. – Sohum, 2011. S.39; Kandelaki D. A. Abhazların etnogenezi hakkında. Kaynak araştırması ve tarih yazımının bazı sorunları. Abhaz çalışmaları: Tarih, Arkeoloji, Etnoloji. – Sohum, 2013, sayı VIII- X. S. 248; Kandelaki D. A. Abhazların etnogenezinde ata yurdu kavramı. I. Bilimsel ve Eğitici Seminer “Harita anlatıyor”: Abhazya’nın tarihi ve doğasının incelenmesi bağlamında kartografik kültür. Gagra-Pitsunda. 2019. S. 87-88

[5] Zubov A. A. İnsanlığın paleoantropolojik soyağacı. – M., 2004. S.239; Vishnyatsky L.B. Geç Pleistosen ortasında kültürel dinamikler ve Üst Paleolitik devrimin nedenleri. – St. Petersburg, 2008. S. 113

[6] Alekseev V.P. Kafkas halklarının kökeni (kraniyolojik çalışma). M., 1974, S.125

[7] Kandelaki D. A. Doğu Karadeniz bölgesinin Neolitikleşmesi: genel “Neolitik” kavramı bağlamında yorum sorunu (bir tarihçinin görüşü). Güncel arkeoloji. 3. – St. Petersburg, 2016. S. 51

[8] Dolukhanov P. M. Batı Asya’da Neolitik devrim: çevresel, kültürel, tarihi ve dilsel yönleri. // Doğu’nun dilsel yeniden yapılanması ve antik tarihi. Konferans tezleri ve konuşmaları. – M., 1984., Bölüm 1. S. 29-31; Kandelaki D. A. Abhaz-Adigelerin etnogenezinin erken aşamaları ve coğrafi yaşam alanları (sorgulama üzerine). Abhaz çalışmaları: Tarih, Arkeoloji,  Etnoloji. – Sohum, 2011, sayı V-VII. S.33.

[9] Kandelaki D. A. Abhaz-Adigelerin etnogenezinin temelleri. Arkeoloji ve Kafkas bilimci L.N.Soloviev”in anısına “Antik ve orta çağda Kafkasya ve Abhazya: kültürlerin etkileşimi ve sürekliliği” konulu VI.Abhazya Uluslararası Arkeoloji Konferansı materyalleri. Sohum, 2017. S. 42; A.g.y. Taş ve paleometal çağının Batı Kafkasya (Abhaz-Adige) topluluğunun etnogenezinin erken aşamaları. Adıge Cumhuriyeti Ulusal Müzesi’nin bilimsel makaleleri kitabı. Maykom, 2014, sayı V. S. 14-27.

[10] Kandelaki D.A. Hattiler. Yerelleşmesi. Tanımlaması. Kronolojisi. F.A.Scherbin’in bilimsel mirası. Krasnodar, 2016. S.68

İlginizi çekebilir: ABHAZ KİMDİR? SAMURZAKAN SORUNU

Instagram hesabımız