Geleneksel Abhaz Davranışlarında Ahlaki Değerler
27 mins read

Geleneksel Abhaz Davranışlarında Ahlaki Değerler

Y. V. Chesnov

Abhaz görgü kurallarına ilişkin materyallerin toplanması 1980 yılında Abjua Abhazya’da (Oçamçira bölgesi), Arasadzuh, Gup ve Djgerda köylerinde ve ayrıca Tkuarçal’da gerçekleştirilmiştir1.

Geleneksel Abhaz davranışının (Abhaz dilinde “alamıs” olarak adlandırılan) yüksek ahlaki ilkelerinin, tüm Abhaz nüfusu tarafından değerli bir gelenek ve gurur kaynağı olarak idrak edilmesi, çalışmamızı olumlu yönde etkilemiştir.

Alamıs konusu kadar ilgi uyandıran, memnuniyetle tartışılan ve sohbete katılanları bu denli birleştiren başka bir konu muhtemelen yoktur. Tartışmasında geçmişin kahramanlık sayfaları yeniden canlandırılıyor ve çağdaşların, kendilerinin davranışları değerlendiriliyor. Alamıs, nesillerin bayrağını kendinde barındırarak bir nevi geçmişi bugünle birleştiriyor ve hakikaten, alamıs ile ilgili bilgileri kadın erkek her yaştan insan büyük memnuniyetle paylaşıyor. Son olarak onur konuğu rolü, etnografın meşhur Abhaz görgü kurallarının tezahürlerini doğrudan gözlemleme olanağını sağlıyor.

Etnografya açısından incelenmekte olan konunun ehemmiyeti yalnızca geleneksel Abhaz görgü kurallarının öğretici öneminden ziyade halkın, sosyalist toplum yaşamın normlarını zenginleştirmeye katkı sağlayacak değerli olan her şeyi koruma arzusunu kapsayan kültürel geçmişine sorgulayıcı yaklaşım gereksinimindedir. Bu bağlamda, geçmişte geliştirilen ahlaki değerlerin temelde yeni bir sosyalist gerçekliğin koşullarına dönüştürülmesi sorunu ortaya çıkmaktadır. Örneğin, İkinci Dünya Savaşı yıllarında, kahramanlığa geleneksel Abhaz kültürüne özgü olan bakış açısı, geçmişte kahramanlığın alışagelmiş şekilde kişisel nitelik olarak değerlendirilmesinden daha geniş bir sosyo-politik yankı kazanmıştır. Aynı şey, yaşlılara, kadına saygı, karşılıklı saygı ve genel olarak ahlak kuralları için de söylenebilir.


1980 yılındaki araştırmalar sırasında somut materyaller toplamanın yanı sıra, davranış sorunları, normlar ve değerleri etnografik inceleme programımıza düzenlemeler yaptık. Bilindiği üzere, bu konuların sosyolojik incelemesinde, insan davranışının belirli bir sosyal oluşumla, belirli bir grupla işlevsel bağlantısı içinde ele alınması öngörülmektedir. Bu tür oluşum, sosyologlar tarafından bir bütün olarak, bir sistem olarak incelenmektedir2. Ancak konunun sosyolojik değil, tarihsel-etnografik anlamda ele alınması, bu sistematiklik ilkesini bozmaktadır. Bu aynı zamanda, bir yandan onaylanmış rollerden olumsuz sapmaların olduğu, öte yandan kural olarak belirtilmemiş, ancak son derece ahlaki olduğu için normatif olmayan eylemlerin gerçekleştiği durumları göstermektedir. Etnografik yaklaşımda, insanların tarihi geçmişe, komşu halkların davranışlarına bakış açısı, ayrıca insanların kendi davranışlarını etnik özellik olarak değerlendirmeleri önemli ölçüde dikkate alınmalıdır. Kültür sorunları, davranışa etnografik yaklaşımda başlı başına değil, bu kültürün taşıyıcılarının değerlendirilmesinde ve öz değerlendirmesinde büyük önem taşır. Diğer bir deyişle, yaklaşımımız kültürün içinden bir bakış açısıdır.


Bu bağlamda, davranış tarafımızdan uyarlanabilir, mevcut sosyal sisteme dâhil olmaya, bir kere belirlenen normları izlemeye yönelik olarak değerlendirilmektedir. Davranışın en önemli parçası olan geleneksel görgü kurallarında etnograf için en önemlisi, öngörülemeyen yüksek ahlaki eylemleri ortaya çıkaran kültürel olarak belirleyici değerler ve ilkelerin dengesine dair fikirdir. Bu nedenle bizim için ahlaki davranışın yöneldiği ideali anlamak çok önemlidir. Elbette formüle edilen yaklaşım sistemik değildir ancak “yarı sistem” olarak davranışı değerlendirme unsurunu içermektedir.

Bir şekilde Abhaz alamısı ile karşılaşan birçok kişi bu sistemi takdir etmiştir. Ancak ilkelerinin tutarlı bilimsel anlatımını genel olarak Ş.D.İnal-İpa’nın kitaplarında, özellikle geleneklere tartışmalı keskin yaklaşım gösterirken, aynı zamanda alamısta tespit edilen olumlu ilkelerin ayrıntılı açıklamasını içeren “Gelenek ve Modernlik”3 adlı çalışmasında bulabiliyoruz. Ş.D.İnal-İpa’nın çalışmaları söz konusu araştırmamızın başlangıç ve sürekli referans noktası olmuştur.

Mevcut yaşam kurallarından biri olan “alamısın” saha araştırma yöntemleri bazı özelliklere sahiptir. Bunlardan bazılarına değinelim…

Davranış etnografisi Abhaz halk yaşamının karmaşık ve az incelenmiş bir yönüdür. Araştırma, sosyal yaşamın farklı alanlarından (geniş anlamda) materyal toplamayı, yalnızca dünyevi değil aynı zamanda dini (kutsal) davranışı da ele almayı, yani ailevi ve toplumsal törenlerin liderleriyle çalışmayı, ayrıca bunlara katılımı vb. gerektirir. Etnografların mesleki deyimiyle, bu çalışmaların yapılması “içsel” gözlem yönteminin uygulanmasını gerektirir. Çalışmalar, genellikle genç nesil çağdaşlarının bile davranışlarına eleştirel yaklaşan yaşlı insanlarla yürütülür. Önerdiğimiz yöntem, etnografların yaşlılara azami güven ve saygı duyan bilgi verenlerle iletişimin kurulmasını öngörmektedir. Bu koşullarda kısa bir saha çalışması döneminde tüm programın uygulanamayacağı açıktır.

Geleneksel davranışın saha araştırması konusuna dahil edilmesi, kanaatimizce, bireysel davranışın üç yönünün tanımlanması anlamına gelir: a) Düzenleyici (normatif) gerekliliklere uygunluk. b) Arzu edilen ideal davranış. c) Gerçek. Bu tür derecelendirmenin yanı sıra gerçek davranışın normatif ve arzu edilen ideal davranıştan sapma derecesi de ilgi çekicidir. Kısa süreli saha çalışması sırasında yalnızca belirtilen üç hususun ana hatları belirlenebilmiştir. Bu makalenin konusu, Abhazların geleneksel davranış yapısında bazı normatif gereklilikler ile bireyin arzu edilen ideal davranışı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.

Alamısı incelemenin önemli bir yönü, etnograflar tarafından kaydedilmesi sorunudur. Burada etnografın bir misafir gibi davranması söz konusudur. Doğal olarak, bu durumda, misafirperverlik ritüelinin tam olarak yerine getirilmesine bakılmaksızın, ev sahibi, alamıs davranışının bu yönü hakkında fazla konuşmayacaktır. Bu durumda, misafir kabulü sırasında misafirperverlik ile ilgili konuşulmaması, alamısın özellikler hiyerarşisinde misafirperverliği ön sıraya koyar. Her türlü diğer durumda, alamıs hükümleri listesinde misafirperverlik maddesi, bilgi verenler tarafından her zaman ilk sıraya konulacaktır. Etnografın dâhil olduğu iletişimsel davranışın bu özelliğine bağlı olarak, alamısın konuşmadaki durumsal olarak gizlenen diğer normlarına dikkat edilmesi gerekmektedir. Son yıllarda maddi kültürde meydana gelen büyük değişikliklerle bağlantılı olarak, görgü kurallarının tezahürü şeklindeki giyim ve dış görünüm normlarına dikkat edilmesi önem taşıyacaktır.

Alamıs davranışı kapsamında cinsiyetler arasındaki ilişkiler büyük yer tutmaktadır ve bu husus doğal olarak en doğru makul yaklaşımı gerektirmektedir. Erkeğin kadına saygısı, alamısın temel özelliklerinden ve esas kaynaklarından biridir. Bununla birlikte alamısa uygun cinsel ahlak ve evlilik ilişkilerine ilişkin sorulara da en net yanıtları kadınlar vermektedir. Her iki cinsiyetten bilgi verenlerin cevaplarına göre, bir gelinin rızası olmadan kaçırılması alamısa uygun değildir. Kadına yönelik şiddet yiğitlik sayılmaz. Kadının erkeğe saygı duyması doğrudan ataerkil ilişkilerle ilişkilendirilmemektedir.

Özel yazılı gelenek olmadığından, halk kültürünün herhangi bir yönünde olduğu gibi, alamıs davranışında da değişkenlik görülebilmektedir4. Ancak davranış etnografyasında, alamıs normlarına kişisel yaklaşımla bağlantılı değişkenliğin kendine has özellikleri ortaya çıkmaktadır. İnsan, cinsiyeti veya yaşı, yaşamına bağlı olarak bazı normları kendisi ve diğerleri için daha önemli hale getirir ve normların bu etkinleştirmesi belirli sınırlar içinde dalgalanır.

Bu başlangıç ​​seviyesinde alamıs üzerine özel çalışma hem yapısal unsurlarını hem de onun bağlamsal tezahürlerini eşit derecede ele almayı gerektirir. Alamısı incelemenin spesifik zorluğu, onun halihazırda gerçekleştirilmiş eylemlerin yanı sıra beklenen eylemleri de kapsamasıdır, yani alamıs gelecek odaklıdır ve onun bu dinamik yönüyle eşzamanlı ve art zamanlı eylemleri birbirinden ayırmak güçtür.

Alamıs, en geniş anlamıyla bireyin belirli eylemlerle kendini gösteren yüksek ahlaki ve saygın davranışı demektir. Bu eylemler genel kabul görmüş ahlaki normların gereklerine uygun olmalı, ancak alamısın ağırlık merkezi bir bakıma bireysel davranışa ve onun motivasyonlarına kaydırılmıştır. Bu, alamıs teriminin yaygın şekilde “vicdan” olarak yorumlanmasıyla örtüşmektedir. Etimolojik olarak “alamıs” kelimesi, esasen açıkça Yunanca kökenli olan Arapça “namus”- “şeref” terimine dayanmaktadır.

Bilgi verenlerin pek çok açıklaması alamısa genel bakış açısını açıkça ortaya koymaktadır: “Alamıs için varız”, “Hayatın anlamı alamısta”, “Alamıs hayattan daha değerlidir”, “Alamıs için tüm varlığınızı feda edersiniz”, “Alamıs, Abhaz karakterinin temel özelliğidir”.

Alamısın gereklilikleri farklı durumlarda, farklı kişilere, erkeklere veya kadınlara göre, farklı şekilde ifade edilir. Buna birkaç örnek verelim: “Alamıs halkın kararına uymaktır”, “Alamıs insanı daima yüceltmektir”, “Alamıs dürüst olmayana bile hakaret etmemektir”, “Alamıs bir görevi tamamlamaktır”, “Alamıs başkasını kıskanmamaktır”, “Başkasının iradesini (bireysel) yerine getirmek alamıs değildir”, “Alamıs insanları rahatsız etmemektir”, “Alamıs namusunu korumaktır”, “Ölümden kaçmak alamıs değildir”, “Alamıs bir hafta içinde intikam almaktır”, “Alamıs kadınlara karşı tavrında kararlı olmaktır” vb.

Bir ahlak kategorisi olarak alamısın işleyişinin özelliği, alamısın yalnızca içsel bir dürtü olmaması, aynı zamanda kesin olarak oluşmuş bir dizi davranış normuyla birleşimidir. Bununla birlikte alamıs, toplum ve doğa ile ilgili fikirler de dâhil olmak üzere geleneksel Abhaz dünya görüşünün tüm alanına kapalıdır. Bu kadar geniş bağlantılara sahip olan alamıs, etnik olarak Abhazlara özgü genel Abhaz kavramına yakındır, ancak bu kavramlarla aynı değildir. Abhazların ortak özelliklerini belirtmek için kelimenin tam anlamıyla “Abhazlık” anlamına gelen “Apsuara” terimi kullanılmaktadır. Ş. D. İnal-İpa, Apsuara’nın geniş anlamda, “Abhaz görgü kuralları”, Abhazların ulusal günlük yaşama bakış açıları sistemi olarak tercüme edilebileceğini belirtmektedir5.

Alamısın ilişkilendirilmesi gereken önemli bir kavram “insanlıktır” (auayura). Apsuara daha normatif gereksinimleri ifade ederken, auayura davranışın motivasyonel ve ahlaki dürtülerini kapsar. Auayura, nesilden nesile aktarılan, bir insanın alamısında gerçekleştirilebilecek ahlaki davranışın genel gerekliliği olan bir öğreti gibi kabul edilir. Auayura kavramında, yaşamın genel kaynağının bir çizgisi vardır. Saygıdeğer insanlar, yaşlılar, örneğin yemek ziyafeti gibi ritüelleştirilmiş eylemler sırasında, çocuklarının veya torunlarının sağlığına kadeh kaldırırken auayuralarını korumaları temennisinde bulunabilirler. Bununla birlikte Apsuara’dan farklı olarak auayur kavramı farklı anlamlardaki yeniliklere daha açık ve esnektir. Örneğin, kadeh kaldırmadaki auayura temennisi somutlaştırılabilir ve eğitim hayatında başarı ve edinilen bilgilerin toplum yararına kullanılması anlamına gelebilmektedir. Çoğunlukla kadeh kaldırmalarda ve sorulara verilen yanıtlarda yer alan Abhaz özdeyişlerinde, toplum ve birey için manevi motivasyon kaynağı bağlamında auayuranın Apsuara ve alamıstan üstün olması dikkat çekicidir. Böylesine olumlu yönün yanı sıra, auayura kavramı kesinlik içermemesi nedeniyle objektif olarak, toplumsal düzenlemeleri yok sayan arkadaşlık ilişkileri, “rahat yaşama” hoşgörülü bir tutumun belirtisi şeklinde olumsuzluğa dönüşebilmektedir.

Alamıs motivasyonel kısmında, samimiyet (atskara), cesaret (ahatsara) ve nezaketin (aamstaşeara) ön sırada yer aldığı bir takım ahlaki niteliklerden oluşmaktadır. Bununla birlikte insanlığın (auayura) tüm ahlaki niteliklerin nihai kriteri olarak değerlendirilmesi dikkat çekicidir. Bir Abhaz deyimi vardır: “İnsanlık dışı (olmadan) cesaret ahlaksızlıktır”.

Davranışsal açıdan alamıs geleneksel olarak üç ana alanda uygulanır: Misafirperverlik, yaşlılara saygı ve cinsiyetler arasındaki ilişki kuralları. Alamısın tezahürleri elbette bunlarla sınırlı değildir; burada yalnızca bu olguya ilişkin temel bir kavram kazandırmak amacıyla verilmektedir.

Böylece alamıs, bireysel davranışta ortaya çıkan insanlık ilkesinin (auayura), ahlaki motivasyonel ilke ve düzenlemelerin, gelenek ve normların toplamının bir sonucudur.

Geçmişten gelen geleneksel tezahürlerle ilişkilendirilen alamısın değişime uğramaması mümkün değildir. Fakat alamısın takdir edilmesi onu sürekli etkinleştirmektedir. Bu eğilimin ifadelerinden biri de alamısı resmileştirme, standartlar sistemi haline getirme arzusudur. Bu süreci “Alamıs sağlam ama bazıları kaybetmiş” şeklinde bir ifade özetlemektedir.

Bilgi taşıyıcılarının görüşüne göre alamıs yapısının hiyerarşisine dönersek, açıklayıcı bir örnek olarak Arasadzıh köyünden 73 yaşındaki Kımsa Nanba ile görüşmemizi ele almak istiyoruz. Sohbet, masa ve sandalyelerin yerleştirildiği ön avluda gerçekleşmiş ve misafirlere ikramlarla tamamlanmıştır). K. M. Nanba, geleneksel misafirperverlik kurallarını ihtimamla sergilemiş ve konuya ilişkin çok değerli bilgileri paylaşmıştır. Ancak anlatımında alamıs kurallarını aşağıdaki sıralamaya göre maddeler halinde açıklamıştır: 


1. Gelinin kayınpederine karşı tutumu.

2. Küçüklerin büyüklere karşı tutumu.

3. Toplum içinde iletişim kuralları (atlı misafirin davranışı dâhil).

4. Aile fertleri arasındaki ilişkiler.

5. Hayvanlara, genel olarak doğaya karşı tutum.


Mümkün olan azami misafirperverlik kurallarının sergilendiği bu ve benzeri durumlarda, bilgi verenin görüşüne göre misafire karşı tutum ilk sıraya konulmalıdır.

Böyle bir alamıs özellikleri hiyerarşisi, evli oğulları olan ve onlarla birlikte yaşayan eski nesil erkekler için karakteristik olarak sayılabilir. Çocuklar yok ise, özellikler hiyerarşisi, örneğin, Gup köyünden 75 yaşındaki Djarma Gamisonia’nin (75 yaşında, Gup köyü. Sohbet köy meclisi binasında gerçekleştirilmiştir) görüşünden anlaşılacağı üzere değişebilir görüşünde olduğu gibi:

1. Misafirperverlik.

2. Toplum içinde iletişim kuralları (atlı ve yaya arasındaki iletişim dâhil).

3. Küçüklerin büyüklere karşı tutumu.

4. Gelinin kayınpederine karşı tutumu.

5. Kıyafet bakımı ve dış görünüş kuralları.


D. Gamisonia misafirperverlik konusunda harika bilgiler vermekle kalmamış, aynı zamanda onu ilk sıraya koymuş. Fiziksel olarak güçlü ve bakımlı olan D. Gamisonia’nın, insanın dış görünümü ile alamıs davranışları arasındaki ilişki konusunu ayrıntılı şekilde açıklamayı gerekli gördüğünü de belirtelim.

Kadınların bakış açısına göre alamıs yapısında genellikle daha az madde bulunmakta, ancak gelinin davranışı ve genel olarak aile ilişkileri konusu çok daha gelişmiştir. Zoya Darsalia’nın (80 yaşında, Pokveşi köyü doğumlu, Arasadzıh köyü) cevapları karakteristiktir:

1. Misafirperverlik.

2. Kayınpedere karşı tutum (“Kendisiyle hiç konuşmadım”).

3. Hayvanlara ve tüm doğaya karşı makul tutum.


Darsalia, kadınlarda alamısın erkeklere göre daha yüksek olduğu görüşündedir.


Genç kadınların görüşüne göre “kıyafet ve dış görünüş kuralları” maddesi bazen ilk sırada yer almaktadır (örneğin “başörtüsü takmak”). Tartışmasız ki, genç bir gelinin kocasının evindeki konumu, alamısın bizzat kendisiyle ilgili özelliklerini ön plana çıkartır.


Çeşitli ortamlarda farklı cinsiyet ve yaştaki kişilerin açıklamalarındaki alamıs özelliklerinin hiyerarşisini inceleyerek, genel olarak geçerli veya röportaj sırasında gelişen özelliklerin, bilgi verenler tarafından çizilen alamısın sözel tablosundan kaybolduğu sonucuna varabiliriz.


Bilgi verenler, alamıs davranışının temelini dayanıklılık ve sabrın oluşturduğunu sıkça vurgulamaktadır. Bunlar farklı durumlarda farklı şekilde ortaya çıkan temel kişilik özellikleridir. Alamıs kurallarını anlatan birçok kaynak, dayanıklılık ve sabrın önemine doğrudan dikkat çekmiştir. Kahramanlığın en yüksek tezahürünün temelinde bile insanın dayanıklılığı ve sabrının bulunduğu kabul edilir. Çobanların, dağlarda pelerin altında, ayakları ateşe dönük olarak uyumanın “sabrı öğrettiğini” belirtmesi ilginçtir.


Çocuklara karşı fiziksel cezanın kullanılmadığı Abhaz yetiştirme gelenekleri bireyin yüksek ahlaki normları ile ilişkilidir. N. Tornau’ya göre geçmişte Abhazlar köleleri bile bedensel cezaya tabi tutmaktan çekiniyorlardı6. Ve modern normlarda sopayla vurmak utanç verici en ağır hakarettir. Ancak Abhaz kültürünün dayanıklılığa, sabra ve kahramanlığa yönelimi hayata kasvetli bakış açısından çok uzaktır; aksine, dayanıklılığa karşı ritüelleştirilmiş olan tutum, fiziksel ve ruhsal yönleriyle yaşamın tüm tezahürlerinin neşeli algısıyla birleşmektedir.

Abhaz alamıs yapısında kişisel niteliklerin birincil önemi, yaş değerlendirmesinde dikkat çekmektedir. Fiziksel durumu değerlendirme sisteminin7 yanı sıra, manevi ve fiziksel özellikler arasındaki ilişkinin esas alındığı sistem de bulunmaktadır. İlk sistem “adzky” (bir yaşına kadar olan bir bebek için tam anlamıyla “meme emenler”), “işlarei ieikuarei” (ilk kelime gri saç, ikincisi ise kahverengi saç rengi anlamına gelen, yani kır ve koyu renk saçının eşit oranda olduğu 40 yaş üstü adam) terimleriyle karakterize edilir.

Ancak çok küçük yaşlardan itibaren değerlendirmede ahlaki durum dikkate alınır. Yani örneğin “aamalyk” yaşındaki (“küçük melek”, 3 yaşına kadar) bir çocuk davranışıyla “kutsallara, tanrıya kötü sözler söyleyebilir, ama bu affedilir”. “Amaamasa”, bazı küçük görevleri yerine getirebilen 5-6 yaş arası çocuktur. “Adu” yaşında (“büyük”, 14-15 yaş üstü) bilinç, eylemlere karşı sorumluluk vurgulanır. “Arpys” yaşında (18 yaşından evliliğe kadar), irade ve zihinsel kontrolün zayıflığıyla birlikte aşırı fiziksel güç ortaya çıkar. Bu yaştaki bir insan “neredeyse uçuyor” ama zihni değişkendir. Bu yaşlarda büyüklerin sohbetine karışılmamalı, sadece sorulara cevap verilebilir, misafir ağırlarken evin sahibi gibi davranılmamalıdır. “İtymta” yaşı (“tamlık”, yaklaşık 30-50 yaş), tüm davranışları kontrol eden fiziksel güç ve zihin dengesi olarak nitelendirilir. Bazı bilgi verenler bu çağı “iuayurah” veya “dhatsop” olarak tanımlamaktadır. Böyle bir insandan, akıllı söz ve kendisine yakışır davranışlar beklenir. Daha önce bu yaştan itibaren halka açık toplantılarda konuşma yapılmasına izin verilmiştir. Büyük ahlaki nitelik, “abırg” yaşındaki (50-60 yaş arası) bir kişinin özelliğidir. Yüksek değerlere sahip insan, soğukkanlıdır. Kavga edenleri sakinleştirebilir, kusurluyu tespit edebilir. Bu yaştaki insanlar toplumun temel ahlaki omurgasını oluşturur.

Kişilik ile ilgili toplumun fikri, onun yöneliminde, güdülerinde ve eylemlerinde önemli bir rol oynar. “Yaptığın kötülüğü nehirde batıramazsın, cebinde saklayamazsın”. Alamısı ihlal eden kişi “ölü” (“up dıpsup” – “öldü”) veya “apsıbza” – “canlı ölü” kabul edilir. Bir insanda alamısın bulunmadığını söylemek (alamısda), büyük hakaret sayılır. Abhaz anlatımına göre, bu bir insanın tüm yaşamının üzerini çizgi çekmekle eşdeğerdir. “Bir Abhazın ölümü kendi alamısındadır” şeklinde ifade, alamısı olmayan kişi diri diri ölür anlamına gelmektedir.

Abhaz kültürü, ahlaki niteliklerin bedenin herhangi bir biyolojik işlevinden ayrı tutması ile nitelendirilir. Kahramanlığın çok eskiye dayanan yüksek ahlaki nitelik olarak değerlendirilmesi, “Ciğeri var”, yani “Hakiki bir adam” ifadesine yansımıştır. Kahramanlığın kadınların doğasında da olduğu kabul edilir, bu da asil bir kahramanca eylemde bulunan kadınla ilgili özel terimlerde ifade edilmiştir. Bu Abhaz alamıs sisteminin mantıklı bir sonucudur, çünkü çocuklarına kahramanlığı öğretenler annelerdir. Abhaz masalları bile kadın kahramanlıklarıyla farklılığını ortaya koymaktadır.

Ünlü Abhaz şarkıları koleksiyoncusu K. Kovaç şöyle belirtmiştir: “Abhazların kökleşmiş bir kavramı vardır: Bir insan hakkında kayda değer bir şey söylenmezse, cesareti ve hünerleri ile ilgili bir şey bilmiyorsa, zekâsı ve belagati kimse tarafından itibar görmüyorsa, bu kişi hiçbir ilgi veya saygıya değer değildir. Hiçbir Abhaz böyle bir insan olmak istemezdi…”8. Kahramanlık dürtülerinin ve olayların çeşitliliği sözlü şiir sanatının bir özelliği olarak diğer araştırmacılar tarafından da belirtilmektedir9.

Saha materyalimiz, kişiliğin temeli olarak kahramanlık niteliği fikrinin, bir yandan biyolojik ihtiyaçların düzenleyici normlar sistemine tabi olmasını, diğer yandan da insanlara insanlık ilkelerine dayalı karşılıklı saygıyı aşılamayı gerektiren Abhaz alamıs davranışı koşullarında oluştuğunu göstermektedir. Kişilik oluşumunun bu ilkeleri, öncelikle eylemlerinin doğası ve motive edici nedenlerle bağlantılı olarak bireyin kendi kendine geliştirme alanında geçerlidir.

Yukarıda anlatılanlar konunun sadece temel hatlarıdır. Ancak geleneksel Abhaz kültüründeki tüm davranış kategorilerinin tarihsel-genetik ve karakteristik değerlendirmesinin, karşılaştırmalı analizinin ve insan faaliyetinin biyolojik işlevsel yönleriyle, örneğin uzun ömürlülük ile ilişkili olarak kültürün düzenleyici bir mekanizması olarak ele alınması açısından incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Kaynakça

1 – Materyallerin toplanmasında, organize ve tercüme edilmesi konularında T. G. Alania, G. G. Kopeshavidze, Y. G. Argun, ortaokul müdürü V. N. Lomiya, öğretmenler N. T. Matua ve F. İ. Kharazia’nın büyük katkıları olmuştur.

2 – Naumova N. F. Sosyolojide insanın sorunu. – Felsefe Soruları, 1971, M 7, s. 61.

3 – İnal-İpa Ş.D. Gelenekler ve Modernlik. Sohum: Alaşara, 1978 (1. baskı. Sohum, 1973).

4 – Her zaman bir şekilde geleneksel davranış kurallarına değinen Abhaz edebiyatının rolü göz ardı edilmemelidir. Yüzyılın başından beri D.İ. Gulia’nın eserlerinde, zararlı alışkanlıklar ve toplu törenlerde kaygısız bir hayata bağımlı olan insanlar kınanmaktadır. Tüm Sovyet Abhaz yazarlarının eserlerinde alamysin ana temalardan biri olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu özellikle M. Lakerbay, A. Gogua, F. İskender’in çalışmaları için geçerlidir. Belirtilen yazarların eserlerinin genç nesil üzerinde eğitici bir etkisi olduğu şüphesizdir. Ancak bilgi kaynağımız olan yaşlılar açısından böyle bir etkiden elbette söz edemeyiz.

5 – İnal-İpa Ş.D. Gelenekler ve Modernlik, s. 89.

6 – Tornau N. Kafkas Subayın Hatıraları. – Rus Bülteni, 1864, Sayı 9/12, s. 59.

7 – Pavlenko A.P. Abhaz toplumunda yaş kategorileri. — Kitap: Uzun yaşam fenomeni: Araştırmanın antropolojik ve etnografik yönü. M.: Nauka. 1982.

8 – Kovaç K. Kodori Abhazlarının Türküleri. Sohum, 1930, s. 20.

9 – İnal-İpa Ş.D. Abhazlar, Sohum: Alaşara, 1960, s. 375.

Yayın kaynağı: Etnografya Enstitüsü’nün saha araştırmaları 1980-1981: Nauka Yayınevi.Moskova 1984. s. 107-116.
_______________________________________________