OKTAY CHKOTUA: İLKLERDEN BİRİ
15 mins read

OKTAY CHKOTUA: İLKLERDEN BİRİ

Abhazya’da günlük hayatta yeniden vatanlarına dönenlerin konusu ayrı bir melodi gibi yankılanıyor; ısrarcı ama pek de uyumlu olmayan bir melodi. Zamanla, içinde daha az lirik kalan bu konu, giderek sıradan ve prozai sorunlarla doluyor. “Abhazya’nın Yankısı” editörlüğü, yeniden vatanlarına dönenler ve onların hikayeleri üzerine bir dizi yazı başlattı. Devletin Yeniden Vatanına Dönüş Komitesi hakkındaki yazının ardından, okuyucularımıza Oktay Çkotua’nın tarihî vatanına dönüş yolculuğunu anlatıyoru

Yeniden Vatanına Dönüş: Bir Hayal Değil, Gerçek

Oktay, Abhazya’ya dönen ilk mahcir torunları arasında yer alıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından hemen önce demir perde kalktı ve diaspora ile olan temaslar canlandı. Mahcirlerin torunlarının dönüş hayalleri gerçekleşti. Sukhumi sahilinde bir gün büyük bir insan topluluğunun, “Akop’un Yerinde” adlı kafede bir masanın etrafında toplandığını gördüğümü hatırlıyorum. Yaklaştım, kalabalığın arasına girerek ortasında tarihçi Ruslan Gojba’nın okuduğu Türkiye’den gelen bir mektubu dinledim. İnsanların yoğun ilgisinden, bunun çok önemli bir olay olduğu belliydi. Kısa süre sonra Abhazya’ya ilk vatanlarına dönenler geldi. Onları, sanki akrabalarıymış gibi karşıladılar ama hepsi uyum sağlayıp kalamadı. Ne yazık ki bazıları geldikleri ülkelere geri döndü, tarihî vatanlarında kendilerini bulamayıp hayal kırıklığı yaşadılar. Oktay Çkotua ise kaldı ve Abhaz halkıyla birlikte savaşın acılarını ve savaş sonrası zorlukları paylaştı. Evlendi, çocuk yetiştirdi, pek çok ağaç dikti; aktif, enerjik ve yeni planlarla dolu.

Hayat Yolculuğunun İzleri

Oktay Çkotua, 1962 yılında Türkiye’de Adapazarı yakınlarında, Abhazya’nın Cigerda köyünden göç edenlerin yaşadığı bir köyde doğdu. Türkiye’deki köylerine de Cigerda adını vermişlerdi. Oktay’ın dedesi Karabek’in babası Khadam Çkotua, daha güvenli ve müreffeh bir yaşam ümidiyle Karadeniz’i geçerek Türkiye’ye ayak basmıştı. Oktay, Cigerda’da beş yıl okuyarak ilkokulu tamamladı. Daha sonra, Adapazarı’nda (Arifiye) yatılı öğretmen okulduna yedi yıl öğrenim gördü ve burada ilkokul öğretmeni olarak yetişti. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirmeden ayrıldı. Kuzeniyle birlikte Adapazarı’nda bir sigorta şirketi kurdu ve burada birkaç yıl çalıştıktan sonra İngiltere’ye gitti. Milton Keynes’de, orada eğitim gören kardeşinin yanında bir yıl kaldı ve teyzesine ait bir restoranda çalıştı. Bir yıl sonra Türkiye’ye döndü ve 1991’de Abhazya kıyısına ayak bastı. Ailesinden ve yakın çevresinden hiç kimse, taşınmanın ve uyum sürecinin zorluklarından korkmuş olacak ki, kendisine eşlik etmedi. Türkiye’deki toplumsal koşullar ve zihniyet, Abhazya’daki düzensizlik ve kuralsız ilişkilerin hâkim olduğu yaşam biçiminden oldukça farklı olduğu için uyum sağlamak pek kolay değildi.

Oktay Çkotua, hayatının seyrini belirleyen kararı almasında etkili olan faktörleri şöyle anlatıyor: “Çocukluğumdan beri Abhazya’yı duyarak büyüdüm ve hayatım boyunca buraya bir gün geleceğimi hayal ettim. Bağlantı kurma imkânı ortaya çıkınca Fenya Ayüdzba, Alina Açıpha, Ruslan Gojba ve İnna Hacımıpha ile tanıştım ve yazışmaya başladık, bu insanlar kararımda etkili oldular. Abhazya’ya Kandit Tarba’nın dans grubuyla ve tarihî vatana dönmek isteyen, Abhazya Devlet Üniversitesi’nde eğitim almak isteyen bir gençler grubunun lideri olarak geldim. Onlar burada yalnızca bir yıl kaldılar, hazırlık kursunu tamamladılar ve 7 Temmuz 1992’de ailelerini görmek üzere Türkiye’ye döndüler. Ben de onlarla birlikte, şu anda eşim olan Abhazya Gazeteciler Birliği Başkanı Vladimir Kapba’nın kızı Darya Kapıpha ile birlikte gittim. 24 Temmuz’da Türkiye’de düğünümüzü yaptık. 25 Ağustos’ta ise savaşa gelen grupla birlikte Abhazya’ya döndüm. Eşim de, 1992 Ekim ayında, Gagra’nın kurtarılmasının hemen ardından geldi. 22 Haziran 1993’te, Adapazarı’nda ilk kızımız Mramza dünyaya geldi.”

Savaşla Gelen Sınav

1992 yılının Temmuz ayı sonunda, savaşın hemen öncesinde, Abhazya Yüksek Konseyi Başkanı olan Vladislav Ardzinba, Oktay Çkotua’yı Türkiye’ye göndererek Abhaz toplumunun bilgilendirilmesini istedi. İnsanlara, savaşın her an başlayabileceğini ve yardıma ihtiyaç duyulabileceğini anlatması gerekiyordu.

24 Temmuz’da Vladislav Ardzinba başkanlığındaki bir Abhazya heyeti Türkiye’ye geldi; heyette RA yönetiminden Nodar Çanba, Gennadi Alamia, Guram Dopua, Konstantin Ozgan ve Gennadi Gaguliya gibi isimler vardı. Beklenenden daha hızlı bir şekilde, savaş 14 Ağustos’ta başladı ve 25 Ağustos’ta Oktay, 33 kişilik bir grup ile birlikte Türkiye’den Adler’e uçtu, oradan deniz yoluyla Gudauta’ya ulaştılar.

Savaş sırasında, Oktay Çkotua, tarihî vatanına dönen ilk repatriantlar arasında yer alan tanınmış isimlerden Mümtaz Şamba ve Sezai Papba ile birlikte ceşitli kurumlarla birlikte çalışarak Gürcistan’ın Abhazya’daki eylemlerine karşı protesto mitinglerinin organize edilmesi ile Abhaz halkı için yardım ve bağış toplaması faaliyetlerine katıldı.

20 Ağustos’ta, Türkiye diasporasından Oktay Çkotua, Atay Açuşba, Mezdi Çuknia ve Yaşar Aşuba, Gürcistan’la imzalanan bir anlaşmadan dolayı öfkeli bir şekilde, Gürcistan ziyareti sonrası Türkiye Başbakanı Süleyman Demirel ile bir araya geldiler. Bu görüşmede Demirel’e Abhazya’nın tarihini, Abhaz-Gürcü ilişkilerini, Abhazya’daki mevcut siyasi durumu ve Gürcü militanların eylemlerini anlattılar. Gürcistan’ın müdahalesini durdurmasını rica ettiler, savaşın tüm Kuzey Kafkasya’yı olumsuz etkileyebileceği konusunda uyardılar. Demirel, o sırada onlara “Şevardnadze’ye siyasetçi olarak sıfır veriyorum” diyerek, onu “Batı’nın şişirdiği bir balon” olarak nitelendirdi. Demirel, onlara olumlu ve anlayışlı yaklaştı. Bu görüşmeden kısa süre sonra, Türkiye hükümeti ve diaspora tarafından gönderilen iki uçak dolusu insani yardım Abhazya’ya ulaştırıldı.

Savaştan Sonra Hayat

Mart 1993’te Devlet Repatriasyon Komitesi kuruldu ve başkanlığına Nugzar Aşuba getirildi. İlk dönemlerde Oktay, komitenin Gagra şehrindeki temsilcisiydi. Savaşın bitiminden sonra ailesini Sohum’a getirdi. 1995 yılında komitenin başkan yardımcısı oldu. Bir buçuk yıl sonra komite lağvedildi ve yerine Cumhurbaşkanlığı Yutrtdışındaki Soydaşlarla İlişkiler Komitesi kuruldu; 1996’dan itibaren Oktay bu komitenin başkanlığını üstlendi. 1997’de Abhazya Cumhuriyeti Halk Meclisi – Parlamento milletvekili seçildi.

Parlamentodaki çalışmaları, Oktay’a muhalif bir itibar kazandırdı. Oktay Çkotua, “Abhazya’da farklı görüşlerin özgürce ifade edilmesi geleneği oluşmadı,” diyerek durumu şöyle anlatıyor: “Eğer düşündüğünüzü açıkça söylüyorsanız ve bu düşünce ‘resmî’ görüşle uyuşmuyorsa, hemen muhalif olarak etiketleniyorsunuz. Kendimi asla muhalif gibi hissetmedim, sadece her zaman düşündüklerimi açıkça söyledim. Ancak hiçbir iktidar bu durumu hoş karşılamaz; herkes kendisiyle aynı fikirde olunmasını ister. Siyaset ve gerçek, farklı yönlere gider ve yolları hayatta nadiren kesişir. İnsanların politikaya, genellikle kişisel menfaatleri için girdiğini ve halkın sorunlarının pek azını ilgilendirdiğini anladım.” 2002 yılında ikinci dönem için aday olmaya çalışması hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Oktay ve muhalif hareket “Aytayra”dan diğer 13 adayın adaylığı, seçim kurulunun imza listelerindeki bazı imzalara itiraz etmesi nedeniyle engellendi.

Savaştan yeni çıkmış bir ülkede yaşamak son derece zordu. İlk yıllarda Oktay’ın ailesine Türkiye’de yaşayan ailesi destek oldu. Zamanla, dairelerini pazar bölgesinde arsalı bir evle takas ettiler ve buradaki bahçelerinde ihtiyaçları olan sebzeleri yetiştirdiler. Ayrıca, Uarça köyünde bir arazi aldılar; Oktay yıllar boyunca bu arazide meyve ağaçları dikti. Bugün, bahçelerinde yaklaşık 200 meyve ağacı verim veriyor ve aile yıl boyunca taze meyveye erişebiliyor. 2009 yılında Oktay ve Darya’nın ikinci kızı, Guranda doğdu. Büyük kızları Mramza, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenim görüyor.

Sonuçların Değerlendirilmesi

Abhazya’da geçen yıllarını değerlendirirken Oktay şöyle diyor: “Bu çok zor bir dönemdi. Yerliler için yine de biraz daha kolaydı. Yanlarında her zaman akrabaları ve sevdikleri vardı, ama repatriantların böyle bir desteği yoktu. Ben kendi başıma geldim ve zorluklara hazırdım. Kimsenin bana yardım etmesini beklemiyordum ama pek çok insan beni destekledi. Herhangi bir sorunum olduğunda devlete başvurabiliyor ve anlayış buluyordum. Bunun için herkese müteşekkirim.”

2008 yılında Oktay Çkotua Abhazcadan Türkçeye ilk kitabı çevirdi: Adile Abbas-oğlu’nun anıları. Oktay şöyle anlatıyor: “Sıkça çeviri yapmam gerekiyordu ve bu işte kolaylıkla başarılı oluyordum; bu yüzden edebiyat çevirilerine büyük bir zevkle ve ilgiyle başladım.” Adile’nin kitabından sonra Hayri Kutarba’nın iki romanını, Mustafa Butba’nın Kafkasya Anıları eserini, Bekir Aşuba’nın 1992-1993 savaş anılarını içeren Üşüyorum kitabını Türkçeden Abhazcaya çevirdi. Dilbilimci Sariya Amichba ile birlikte bir Türkçe-Abhazca sözlük ve konuşma kılavuzu hazırladı. Mahcir torunu olan Alp Hundja’nın Türkiye’deki yaşamını anlatan Abhaz Fuat adlı kitabını Abhazcaya çevirdi. Şu anda, Vahtang Abhazou’nun Seferberlik Zamanı adlı kitabının Abhazcadan Türkçeye çevirisi yayıma hazırlık aşamasında.

Abhazya Cennet Değil, Memleket

“Çocukları iyi birer insan olarak yetiştirmek” Oktay’ın bugün çözmeye çalıştığı en önemli mesele. Abhazya’ya gelme kararından asla pişman olmadı. “Hayatımda sıkça duydum, Abhazya bir cennet, diyorlardı,” diyor. “Ama ben şöyle diyeyim: Abhazya Cennet değil, vatandır! İnsanların sorunları her yerde var ve onlar hayatları boyunca bu sorunları çözmek ve zorlukları aşmak zorundalar. Herkesin kendi vatanında yaşaması gerektiğine inanıyorum; başka yerler ne kadar iyi olursa olsun, vatan olmadan hayatta önemli bir şeyler eksik kalıyor. Herkesin geri dönmesini isterdim. Ama bu kolay bir iş değil. İnsanlar bir göçü çoktan yaşadı ve her şeye sıfırdan başlamaktan korkuyorlar. Gençler için bu daha kolay; ama olgun yaştaki veya yaşlı insanlar için gerçekten çok zor. Göç etmeyi düşündüklerinde akıllarına pek çok soru geliyor: Çocuklar nerede okuyacak? Nerede yaşayacaklar? Ailelerini geçindirecek kadar para kazanabilecekler mi? Gelmeye karar verenlere ciddi bir şekilde destek olunmalı. Dil, iş ve barınma çözülmesi gereken en önemli sorunlar ve insanlar devlet desteği olmadan bunların üstesinden gelemez. Bugün Abhazya’da repatriantların uyum sürecinde net bir organizasyon eksikliği görüyorum: Abhazca öğrenmeyi kolaylaştıracak etkili bir öğretim yöntemi yok; büyük binalar inşa etmek yerine, insanlara ilk başta kendilerini geçindirebilecekleri küçük bahçeli evler sağlanması daha iyi olurdu. Repatriantların topluca yerleştirildiği köyler, bazı Abhaz köylerinde hayatı canlandırabilir, ancak bunun için kırsaldaki sosyal sorunlar çözülmeli. Repatriasyon Komitesi başında Abhazya’ya Abhazların dönmesini gönülden isteyen biri olmalı; hayatını tamamen bu amaca adamalı. Abhazya’da şimdiye dek hiçbir devlet yöneticisinin repatriantların dönüşünün stratejik bir hedef ve en önemli amaç olduğunu söylediğini duymadım. Bu olmadığı sürece işler yoluna girmeyecek.”

Oktay Çkotua’nın annesi, iki erkek kardeşi, kız kardeşi ve yeğenleri Türkiye’de yaşıyor. Orada düzenli, daha refah içinde bir yaşamları var. Oktay, “Belki Türkiye’de daha iyi yaşardım,” diyor, “ama burada mutluyum! Göç etmek kimse için kolay değil, ama ailede birinin bunu yapması gerekiyordu. Babam beni şöyle yetiştirdi: Bir şey söylediysen yap ya da öl! Abhazya’ya ilk defa gitmeye hazırlandığımda babam hastalandı ve kalmak istedim. Ama bana dedi ki: ‘Ölsem bile sen gitmelisin!’ Elbette yakınlarımı özlüyorum, dönüşün tüm zorluklarını yaşadım ama işte tam bu dönüş, vatana olan sevgiyi ve bağlılığı tüm derinliğiyle hissetmeme vesile oldu.”

O. Çkotua’nın Aile Arşivinden Fotoğraflar: 1991 Yılında Türkiye’den İlk Gelen Repatriant Grubu; Oktay, Eşi ve Büyük Kızı ile; Küçük Kızıyla.

(Yayımlandığı Yer: Abhazya’nın Yankısı, 7 Ağustos 2012, No. 26.)

(Kaynak: http://era-abkhazia.org/news/smi/eho.php sitesi.)

http://apsnyteka.org/690-zavodskaiya_e_izbrannye_statji.html#6
Елена Заводская (Elena Zavodskaya)

O. Çkotua’nın Aile Arşivinden Fotoğraflar: 1991 Yılında Türkiye’den İlk Gelen Repatriant Grubu; Oktay, Eşi ve Büyük Kızı ile; Küçük Kızıyla.

(Yayımlandığı Yer: Abhazya’nın Yankısı, 7 Ağustos 2012, No. 26.)

(Kaynak: [http://era-abkhazia.org/news/smi/eho.php](http://era-abkhazia.org/news/smi/eho.php) sitesi.)

http://apsnyteka.org/690-zavodskaiya_e_izbrannye_statji.html#6

Елена Заводская (Elena Zavodskaya)